Ey dil, yine bir yârin hayâliyle perîşânsın,
Bir çift nigâh uğruna virâneye dönmüş cihânsın.
Meyhâne-i aşk içre nice cânlar telef oldu,
Sen dahi o mestâneler içinde bir nişânsın.
Şebler boyu âh ettim, semâ işitti feryâdım,
Lâkin o gül-endâm yine bîhaber seyranım
Bir lâhza cemâlin görünse gülistân olur âlem,
Sensiz geçen her mevsim hazân üstüne hazânsın.
Çektiğim elemden haber alsa taş erirdi,
Ey mâh-rû, sen hâlâ bu derde yabancısın.
Düştüm yine aşkınla harâbât yollarına,
Ne aklım elimdedir ne de bildiğim mekânsın.
Bir katre visâlin için ummânlara daldım,
Her dalgada kaybolduğum gizli bir nihânsın.
Sorma bana ey dost, neyledi aşk bu gönle,
Bir ömrü kül eyledi, gönülde tüten dumansın.
Bu fânî cihân içre murâdım ne mal ü mülk,
Bir kez nazarın değse bana, cümleden ziyânsın.
Şair der ki: Ey aşk, seni inkâr edemedim,
Hem derd ü devâmsın benim, hem de imtihânsın.
Neylerim âlemi sensiz, neyleyim tâc u tahtı,
Bir lahza firkatin ile bin yıl kadar zamânsın.
Çöktü gönül sarayıma hicrân gecesinin gölgesi,
Ne kadar kaçsam da senden, her yerde ayânsın.
Rûhumu bir mum edip aşkınla erittim ben,
Küllerimde saklı duran en son nişânsın.
Şair der ki bu dert ile ömrüm tamâm olsa da,
Mahşere dek dilimde kalacak tek destânsın.
Kayıt Tarihi : 27.06.2026 16:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!