umudundan vurulmuş bir hergele,
dişliyor şahdamarını eyyamın
bir hergele çığrtkan tonda
tınısız nâmeler sürüyor dile
güz arığı taylar gibi yabani
Saçlarında sonbaharın kızılı
Savruldukça yüreğimi tel vurur
Bakışların kaç asırlık buzulu
Eritir de iklimimi sel vurur
Gül dalına nispet eder bel ince !
bir düş mesafesi değil mi
senin ayrılık dediğin
sıkma canını birader !
hem nedir ki vuslat
toplasan kaç amin eder?
Kimliği belirsiz birkaç düşünce
Yağmalar aklımı cemre düşünce
Hangi yel söndürür, küller bu hârı
Kütüğe düşerken takvim, baharı
Kimliği belirsiz birkaç düşünce
Hayaller yekpare, geceler uzun
Uykular umarsız beşe bölünür
Ruhumda dörtnala rengi sonsuzun
Bir yanım boyuna düşe bölünür
Ne düzleri aşar, ne yokuşları
ve ansızın bir bulut gelir
bütün yağmurların bozar kıyamı
erguvansız bahçeler ne bilir
vehim midir eylüller,
rüya mı?
Bir bayrağa, bir de sana
yağmurun kızı!
bu kadar yaraşır, kırmızı
bu sabah
gülüşün sahra sıcağı
bakışın ülkemde, Endülüs yazı
Şehrin gürültüsünde ürkünç bir sağırlık, tarifsiz bir ağırlık var, günün sırtında.
Akan kalabalıkları izliyorum caddelerden.
Yabancı çehrelere boyanmış sokaklar, meydanlar, grinin saltanatına çoktan râm olmuş.
Bir tarafta devingen gölgeler savuran şafak, bir tarafta şehir...
Hangi merhem ilacıdır
Yaralarım söz yarası
Bilen var mı, ne acıdır
Yaralarım öz yarası
Nasıl illet, nasıl maraz
yasak iklimler saklı
rahminde o gülüşün
görsen zorluyor aklı
görmesen ölüşün
Kaç vayy birikmiş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!