Geceleri taş kesilmiş gözlerin,
Uykunun bile unuttuğu bir kadındın sen.
Dizlerin dua içinde eridi de,
Bir kere bile kabul olmadın.
Dağılıyorum işte
Soranlara iyim diyorum...
Oysaki dağılıyorum işte ...
Kırılan cam gibi tuzla buz oluyorum..
Yerlere dökülen tuz gibi kayboluyorum...
Gözden akan yaş misali büyük bir gürültüyle yüreğine yüreğime ağlıyorum...
Hangisini deftere yazayım,
İçimde o kadar çok ölen var ki.
Kimi bir bakışla gitti,
Kimi bir suskunlukla.
Ne sorarsın bu halimi, küçüğüm!
Adı üstünde, derbeder…
Eğer bilmek istersen, anlatayım sana, dinle...
Bizim acılarımız dilsizdir, küçüğüm.
Konuşmaz… Yazar, acıtır, deşer, kanatır,
gitme!
Dağ olur hasretin, taşıyamam!
Yüreğime çöreklenir dertlerim,
Yalnız kalırım, yaşıyamam!
Boğazıma düğüm, düğüm olur kederim,
Sesim çıkmaz, konuşamam!
Şimdi bir rüzgâr esintisiyim,
Derinlerimde kopan bir fırtına var...
Zamanın kumlarına karışmış düşüncelerim,
Meltem esintisinde savruldukça kayboluyor içimdeki sevgiler.
Ve usulca sızlıyor içimden,bir yer
En zayıf noktamdan vuruyor yine acılar.
Bazen en büyük yara, sevgiyle dokunulandır.
Derler
Gerçekten de öyle imiş
Yüreğimde;
Çok yolunu kaybetmiş yolcum var benim,
Bütün hatıraları topladım bir bir
İki kadehede
Göz yaşlarımı ekledim içine
Hasreti çuvala koydum giderim
Gitme!
Dağ olur hasretin, taşıyamam,
Yüreğime çöreklenir, kaçamam.
Yalnız kalırım, yaşayamam,
Boğazıma düğüm düğüm olur kederim,
Sesim titrer, konuşamam.
Gidişin adı yoktu, bizim lügatımızda .
Acı da olsa öğrendim, hain yâr.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!