Ben seni yoklukla varlık arasında,
İmkansız düşlerin kıyısında,
Sessizliğin zemherisinde donarak sevdim.
Sevdiklerim var benim.
Çıkmaz sokaklarda elimi bırakıp da, arkasına bakmayan...
Bana nefesim kadar yakın iken, Düşüncelerinde fizan kadar ırak olan
Sevdiklerim var işte...
Hani diyorum,
Olmaz ya
Yüreğimi alıp, ellerimle koysam dikeceğim yere...
Başlasam bir bir dikmeye,
Diksem, diksem hiç durmadan,
Uykusuz, aç, susuz, hiç bıkmadan.
İçimde o kadar kapıyı kilitledim ki…
Anahtarlarının yerini dahi unuttum.
Bıraktım; yüreğim bir vefasızın eline
Kapıları sevdaya kapatta öyle git.
Şimdi mevsimin son yaprağı gibiyim;
Son yaprağım, ömür takviminden kopup düşen…
Hoş bir seda, yanaklarımdan süzülen…
Ömür defterimden silinen,
Son vedam, …
Ve yine son satırlar, cümleler, hata son,
Heceler sanaydı…
Bu gece son gece, son hikâye,
Son masal, son şiir, son mısra,
Hayatımda biten son hece.
Köhne hayat, bu son günüm,
Belki de son gülüşüm,
Son gözyaşı döküşüm,
Suç benim mi?
Asırlarca, Araf ile Sıratın kenarında sürüklendim.
Gamzelerim gülmeyi unuttuysa,
Bir zamanlar umutla çarpan kalbim
Şimdi sessizse,
Suskunluğumu savuruyorum sana,
Rüzgar gibi,
Bir fırtına öncesi dinginlik gibi.
Bugün tebeşir tozuna bulanmış şiirler döküldü satırlarıma...
Yüreğimi parça parça eden,
Cana can kırıkları döken,
Eteklerime sığmayan,
Cümlelerime isyan eden,
Hüzünlerle mutluluğun kardeş olduğu,
Beni vur dedim yüreğime,
Kahvenin hatrını koydu önüme...
Bir yudum içtim, sustum derince,
Ağızda tat, içimde zehir delercesine.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!