İşte gidiyorum,
yüreğim ellerimde...
Sarı yapraklar eşliğinde.
İşte gidiyorum, sonbahar vedalarıyla,
bulutların gözyaşlarıyla...
Sesiz, sedasız gitmek istiyorum, bu şehirden....
Tüm,senli düşlerimi toplayıp çeplerime, gitmek istiyorum sensiz uzaklarıma...
Belki bir gece yarısı ,
belki sabahın ayak sesleriyle uyanıp,
Gitmek isteyip de gidemediğim yollarım var benim,
Milyonlarca kilometre uzak, hem de bir nefes kadar yakın.
Harabelerim var mesela,
Sağlam duvarların arkasında sakladığım.
Yıkıntılarım var, enkaz olup altında kaldığım...
Hangi değirmen öğütür ki içimdeki kederlerim?..
Suskun gecelerde büyür, sabahlara küserim.
Ne yağmur yıkar içimi, ne güneşle ısınırım...
Kırılmış bir aynayım; hangi yüzüm aslımdır, bilmem.
Benim gözümde biriken her damla, eski bir hatıradır.
Hangisini yazayım ki,
İçimde o kadar çok ölen var ki...
Hangi enkazdan çıkarayım kelimeleri,
Harabe
Yıkık dökük bir harabeyim,
Enkaz altındaki enkazın kendisi benim.
Daha kaç kez yıkılayım,
Kaç kere daha göçük altında kalayım?
Ben sana gitme demedim hiç,
Ama kal demeyi de beceremedim.
İçimde susan her kelime,
Birer veda oldu sana.
İçimden giden bir ben var...
Öyle çaresiz,
öyle öksüz,
öyle kimsesiz ki...
Bazen bir umut düşüyor omuzlarıma,
Eylül'e Benzeyen Bir Veda
Hani, Eylül geldi diyorlar,
Geçmişin utancı, zamanın yorgun izleriyle...
İçimde bir yolculuk
İstemem, sende kalsın
gök gürültüsü gibi düşen gözyaşlarım.
İstemem, sende kalsın
kırık dökük anılarım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!