Suskunluğun Memleket

Hikmet Metin Çavdar
451

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Suskunluğun Memleket


Bir şairin son akşamından

Sen gittin…

Sadece benden değil,
bu şehrin ışıklarından da bir şey eksildi.

Çünkü bazı insanlar giderken
arkasında boş bir sandalye bırakmaz;
bir mahallenin neşesini,
bir evin sıcaklığını,
bir ömrün inancını götürür.

Artık akşamlar erken çöküyor.

Sokak lambaları yanıyor,
ama kimse kimseyi aydınlatmıyor.

Herkesin cebinde bir telefon,
yüreğinde ulaşılmaz bir uzaklık var.

Çağ değişti diyorlar…

Değişen ne?

İnsan hâlâ sevdiğini kaybedince susuyor,
hâlâ bir kapının önünde umutla bekliyor,
hâlâ en büyük yarasını
kimse görmesin diye gülüyor.

Ben seni sevdiğim gün
dünya daha güzeldi sanmıştım.

Meğer dünya aynı dünyaymış.

Sadece benim içimde
bir pencere açıkmış.

Sen kapattın.

Şimdi rüzgâr bile
evime uğramadan geçiyor.

Biliyor musun?

İnsan yalnız kalınca
sadece birini özlemiyor.

Çocukluğunu özlüyor,
kaybettiği güveni özlüyor,
bir gün her şeyin düzeleceğine inandığı o eski kalbini özlüyor.

Sana kızgın değilim.

Kızgınlık, hâlâ bir beklentidir.

Ben beklentilerimi gömdüm.

Bir mezar taşı kadar sessizim artık.

Üzerimde şu yazıyor:

“Burada, bir zamanlar çok inanan bir insan yatıyor.”

Aşk mı?

Aşk güzel bir yalandı belki.

İnsan, yalnız kalmamak için
kendi kalbine anlattığı en uzun masaldı.

Ama ben inandım.

Hem de öyle inandım ki;

kaybedince sana değil,
kendime kırıldım.

Şimdi bu şiir benim son sözüm olsun.

Ne seni çağıracağım,
ne geçmişi geri isteyeceğim.

Çünkü bazı vedalar
bir insanla değil,

bir ömürle yapılır.

Ve bazı şairler…

En güzel şiirlerini
sevdiklerine değil,

kaybettiklerine yazar.

Hikmet Metin Çavdar
Kayıt Tarihi : 5.08.2026 17:27:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!