İçimde volkan yanarken
Bana kar buz vız gelir
Ümit yare kavuşmaksa
Yalçın dağlar az gelir
Ne tipisi korkutur ne de boranı
Bir kasırga olmuşum, hepsi düz gelir.
Mandalina bahçesinde seni
Turuncular sarılar sarmıştı benzini
Gerçek mi diye sordun
O kızıl saçlarının lalesini.
Parfümde iktisat et delindi ozon
Yaktı yıkıldı a gafil
Kartal yuvası Modon.
Hakkından geldi Titonun
Ağır aksak Trabzon.
Helvacı dükkanında bu yaz
Azalmıştı susam yağı, kalmıştı pek az
Yoğurmuştu yine de yorgun olsa da kolu
Bir eliyle silerken alnından akan teri
Tıknaz boyuyla girdi tıflı paşa içeri
Oğlum dedi, karşıda, şu yeşil tepeye bak
Sureta insan görünüp tilki olanlar
Kendini herkesten kurnaz sananlar
Bilmezlermi ki bir gün gelir de
Kürkçü dükkanında sallnırlar
Sahnede soytarı
Oynadı da oynadı
Oynamaya doymadı
Artık yeter dediler
Hevesi kursağında kaldı.
Selim i Salis, solmuş yapraklarında bir kitabın
Işıltılı ışıkları vuruyor tahtına mehtabın
Duruyor karşıda ona hayran afitabın
Bin türlü hüzün geçiyor gözlerinden vakt i zamanın
*
Sinirlenme seyfullah sabah sabah
Bak kedicikler ne mahmur
Elbette Fatmanın eli hamur
Atmacayı yemez ki kumrular
Sırılsıklam aşıkım ilkbahar yağmurunda
Beni prangalayan o sarı saçlarında
Pembelerle süslenmiş çiçekli dallarında
Bir açıp bir kapayan bulutlu dünyamsın sen.
Hayranım o kediye nasıl seviyor.
Sürünüyor ellerime teşekkürler ediyor
Üzülüyorum üzülüyorum gözlerine bakıp
Neden sokak kedisisin ufaklık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!