Çingene güzeli Güllü dellendi.
Çok geçmedi aradan, evlendi
Peşi sıra giden üç şopar kız
Belli ki kendisindendi.
Bir çizgi gibi dümdüz ufuklarda
Ard arda dizilmiş arabalarda
Şen ve şakrak kahkalarla Deşt-i Kıpçakta
Güneye döndü yollar,
Çeribaşının o sert haykırışıyla
Ne kadar da büyük bu sahra diye
Düşündü.
Zıplama hoplama zamanıydı
Güldü.
Bir atladı iki atladı çekirge.
Üçüncüde,
Belkız bir gün havada
Tahtırevanında
İki denizin öpüştüğü
Yerdeki sarayında
Mavinin her tonunda
Yeşillerin koynunda
Zamanın abdalı millet içinde
El açmaz kimseye minnet içinde
Gezer dolaşır durmadan sokakları
Sanırdın elleri pür nur içinde.
Yaşıyormuyum diye Yaradana
Yalvararak sordum.
Ayaklarım yerden kesildi
Bir gül misali soldum
Rüya sandığım bu alemi
Terk edeceğim.
Karanlık gecelerimin
Dolunayı
Attın uzak yıldızlara
Soruyorsun
Ne kaldı sabaha.
Ahkam kesti şundan bundan
Hep bahsetti dinden dondan
Dangıl dungul laflarından
Gına geldi Fazilet Hanım
Benim güzel Toskanam diye haykırdı
İtalyan
Öyle bir dişlerini gösterdi ki
Onu sandım bir yamyam.
Sanki benim vatanımda
Karlı dağlarımın ardında
Makineli tabancasıyla şeytan
Sisli dağlarda pusuda
Tek gözü uyur gibi
Sivri kulağı havada.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!