Ayağında şalvarı
Bakışları berraktı
Aşk ona çok uzaktı
Ruhumun köylü kızı.
Limanda bir gemi Karadenizden
Ayyıldız dalgalanan gönderinden
Suyundan havasından ekmeğinden
Asırlarca taşıdı Lazkiyeden
Sen rakkase
Tezgahlardaki kase
Vurulmuşsun onikiden
Mefluç bedenin yerde.
Karlı dağlarda bugün bayram var
Bekliyorlar bademin pembesini
Derken kapıdan baş uzattı
Martın hınzır delisi
Ufuktan yavaş yavaş yükselen güneşe
Şarkılarına rüzgarların
Dereleri çoşturan yağmurlara
Soframı hazırlayan toprağa
Merhaba.
Esti karayelden biraz sert rüzgar
Zıngırdadı muhallebi çocuğu
Boyacı Bayramın sırtında gocuğu
Sallıyordu fırçaları bu ne kar
Yağdı yağmur çamur oldu sokaklar
Muhallebi çocuğu ahü zar
Nimet denilen o zarif
Bir rüya gibi sekerek geçip gitti
Uzattım ellerimi tutmak istedim
Homurdandı kocaoğlan elleriyle itti.
Artık okullu oldu sınıfları doldurdu
Yontma taştan kalemini cebine koydu
Mahure Hoca anlatırken suyun faziletini
Aksini gördü orada kendinden korktu.
*
Buz tutan göl üstünde
Dansa çıktı ördekler
Kudurdukça karayel
Katıla katıla güldüler.
Asırlık çınarın dibinde savrulmuş kesme taşlar
Yok ki içinde beyin, eğilmez dimdik başlar
Gurup etti güneş artık tıngırtı başlar
Muazzep olmuş ruhu, Paşa, kalaya başlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!