Geçti gitti karınca
Küçük adımlarıyla
Kayalık bir tepenin
Kuru dik yamacına
Etrafına bakarak
Sildi alın terini
Neler çektim yarabbi
ben bu karalardan
Izdırabım yoktu benim yaralardan
Çıktı da geldi karşıma havalardan
Zindan oldu günlerim karalardan
Ne de yakışmış sana sarılar
Gül beyaz çehrendeki o kızıl saçlar
Yurdunmudur acep ıssız sahralar
Karlı dağların sultanısın sen.
Arayanda sağolsun aramayanda
Dedim kendi kendime.
Gittim kara dikene,
Ağladı ağladı ağladı
Baktı Gözlerimin içine.
Dalgalı siyah kıvırcık saçlı
Esmerdi tenleri hafif,
Bakışları alaylı.
Öpüşleri ateşli,
Karadut gibi tatlı.
Sen caz çalarken altın trompetinle
Kıvırıyodu ince kızlar fildişi sahnelerde
Terledikçe boncuk boncuk
Topluyordu dökülen nağmeleri yerden
Yırtık pantolonlu o kara çoçuk.
*
Ne zilleri var bu köçeğin
Ne de fırfırlı eteği
Fakat kaypak manevraları
En büyük hüneri.
*
Kesirven güzeli Şamdan çıkmıştı yola
Geldi kondu bad-ı saba bir hava
Asırlar sonra bir sabah vakti
Aksini gördü baktı da aynaya
Güneşin sıcağında
tozlu yollarda yorgun
Akan tuzlu teriyle,
yüzü gözü pek solgun
Kulağının tozunda
İnce at sinekleri
Derelerin Kayası
Ayşe Bacının Mandası
Azıcık eksikti tahtası
Çaldı çaldı oynadı
Köseköyün Havvası.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!