Bak bu kara kayalara
Ham halat.
Yalnız başına gibi uzakta duran ahlat
Heybesi omuzunda, bakışları saf
Armut yesin kocaoğlan
Diye yapıyor aşlak.
Bir çuval Buğdayım var, gidiyorum Ayşegül
İster öğütsün ister öğütmesin değirmenci
Yeter bana bu dünyada
Seyretmek gül çehreni.
*
Sarı gagalı, güzel gözlü
Bu kara kuş da neyin nesi?
Kayaların dağların neşesi
Eti ne budu ne garibin avaresi.
Çok kızgınım ona
Çünkü bıyığını unuttu yolda.
Söyle
Tozlu raflarından ben ekmek almadım mı
Adam sanıp ta seni
Temenna çakmadım mı
Bakmasaydı o,
gözlerime sevgiyle
Bir taş yığını olan kalbim
Çözülürmüydü kendi kendine.
Ufukların ötesinde gördüğüm Niğbolu
Merdivenli sokakları burası İnebolu
Kimi kuzey beyleri kimi Mezopotamya
harman olmuş yiğitler,
Burası Anadolu.
Parsın oğlunu
Kedi yaptı büyücü Beti
Attı veletlerine,
Oyuncak olsun dedi.
Arkadaşı Canik dağı
Yoktur dizinde bağı
Gece okur armağanı
Ne sanı kaldı ne adı
Çok alımlıydı bugün, takmış takıştırmıştı
Belli ki böcekkapan o gün ava çıkmıştı
Etrafta dolaşırdı çiçek çiçek bir böcek
Hele elvanlıların nakşına çok zayıftı
Ala takla atardı, maviye çok yanıktı
Uzakta gördü birden şahane böcekkapan
Bin gül saklıdır sanki
bir tebessümünde
kıskanır seni gülzar eşsiz güzelliğinle
Kuşlar cıvıldaşır senle bahar bahçelerinde
Dağılırken gam keder gülen gözlerinde
Lal oldu gönül uçtu cennet köşklerine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!