Tırmandı
Tırmaladı
Bazen kendini kedi sandı
Vaktaki,
Köşeye sıkıştırıldı.
İki taşın arasındaki şu Mut
Geçmiş gitmiş zaman dedi onları unut
Yemenin yanı başı Hadramut
Bana ne ağabey dedi kel Mahmut.
*
Yıllar önceydi o lâle
Bir çalı dibiydi doğduğu hale
Değişmemişti hiçbir şey
Onca sene sonra
Yine hala o yerde
Yeter bana
Dağlardan esen meltemin sesi
Senin olsun
Şeytanın musikisi.
Bir kutu açtım
Ne kolay
İçinde yatıyor kuzu kuzu
Dört olay.
Önümde yuvarlak masa
Altımda sandalye
Sen bu şehrin neresindesin
Gündüzünde mi yoksa gecesinde mi
Hep yalnız üfleyen o neyinde mi
Yoksa hiç bitmeyen enininde mi
Bir ulu caminin avlusunda
Özenle yapılmış şadırvanında
Hayal ettim geçmiş zamanlarda
Abdest aldıklarını Cihan Fatihlerinin
Görmedi gülleri
Bilmedi sümbülleri
Dinlemedi bağdaki bülbülleri
Kapadı kulaklarını
Zehretti ömrü hayatı
Kendisine
Çiçekler geldi zahir elinden
Sevgiler doluydu derinden
Olmasa da sahibinin elinden
Kabul etti kalp, o sevgiliden
Uzak dağların titreyen ufukları
Tepemizde güneşin o alevli okları
Şerha şerha yarılmış kavrulmuş toprakları
Birden önüme kondu bir küçücük serçecik
Kurumuş ağzı burnu cik cik de diyemiyor
Açmış gagalarını sık sık nefes alıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!