Zeytin ağacım , bahçemin en güzel süsü
Ey nazlı ,sulu gözlü, zirvelerin tatlı düşü
Yüreğimde taşıdığım ,kalbimin nabzı
Nazenin papatyam, ilkbaharın ilk süsü
En derin sızımın serin meltemi
Pınar gibi akan ömrümün en berrak yüzü
Yusuf Hasan , adıyla müsemma
Babam,çok sevdiğim Yusuf Hasan
Şimdi çok uzakta belki baban
İçimde hiç bitmeyen sızım
Sevimli, küçük adam
Heyecanlı, küçüklüğüm
Küçük bir dünyam vardı
Ne ara büyük hayaller bu dünyayı yıktı
Küçük bir ev ,mutlu bir aile
Üç çocuk ikisi kız biri erkek
Küçük bir dünya ne güzeldi
Maskeli hakim saraylarında oturur
Gölge peşinden koşarken kendi korkularını saklar
Güç maskesi takar ama elleri titrer
Kalabalık sessiz alkışlar otomatik
Ve her söz cesur bir yürekten değil
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Çıkarken ardına bakıp bakıp üzülmeyeceksin
Kafanda bir sürü gerçekleştiremediğin yığın
Sonra dönüp aynaya bakıp ağlayacaksın
Su yokuştan hızlıca inince
Tüm yük artık sırtına binince
Çocukluk,gençlik yerini yaşlılığa bırakınca
Ömür dediğin şiir yavaş yavaş tamamlanınca
En güzel günlerini geride bırakınca
Gökyüzü gri bir perde,
Beton kaleler içinde saklı ruhlar,
Bir zamanlar yankılanan özgür şarkılar,
Şimdi metalik yankılarla susturulmuş.
Basın senin emrinde, her söz bir mühür,
Kendi yalanlarına sen de düştün, kör ve külür.
Bir labirent ördün, kaçış yok bu düğümde,
Her adımda kaybolur gerçek, gölgede.
Sesler boğuk, diller sıkı bağlanmış,
Moderner Diktator
Die Presse steht dir zu Diensten,
Jedes Wort ein Siegel,
Du glaubst selbst an deine eigenen Lügen,
Ein Labyrinth hast du gebaut, ohne Ausgang.
Çocuklar ölüyor , çocuklar
Hayaller ölüyor , hayaller
Gelecek ölüyor ,gelecek
Birkaç nakarattan öteye gitmiyor
Söylemler, sözler yetersiz
Bir şey yapmalı bir şey olmasanız da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!