Bir şarkı yazdım Garptan
Bestesi olsun diye derinden
Ta derinden yan desin
Bir şarkı yazdım bir şarkı
Söyleyeni olmasın kalsın içimden
Basın senin emrinde, her söz bir mühür,
Kendi yalanlarına sen de düştün, kör ve külür.
Bir labirent ördün, kaçış yok bu düğümde,
Her adımda kaybolur gerçek, gölgede.
Sesler boğuk, diller sıkı bağlanmış,
Seni , uzaklaşarak anladım
Bana sensin mahşerde,su hayat
İçimde coşan çocuk emziksiz değil
Unutamadım, içine ağlayan kadını
Ördüm ilmik ilmik adını kalbime
Bugün de yürüyorum,yerimde durarak
Geçerken günler ,düşerken takvimden yaprak
Ve ben yine seni yaşıyorum
Hava gibi ,su gibi ciğerlerime çekerek
Ne zaman bir yaprak düşse dalından
Sen,seni senden alıp
Sana ,seni vereni mi
yoksa
Seni , gönül bahçesine
Ekip seni senden mahrum edeni mi
İstersin...
Mutluluğun tarifini yapamaz insan
Mutluluk dediğimiz soyut elle tutulmaz
Gözle görülmez,tadına hiç bakılmaz
Mutluluk olarak bildiğimiz aslında başka şeyler
Mutluluk,bir kere sürekli olmalı ,elle tutulmalı
Yüzünde tebessüm
Belli ki serencamın sırlı
Bakıyorsun ama hep görüyorsun
Ve sessiz sessiz gülüyorsun
Bu kadar yakışır mı hiç
Güle hâre
Seni sevmek bir yabancı ülkede adres sormak gibi
Yabancı bir şehirde kıbleyi aramak gibi
Seni sevmek aysberglerde portakal çiçeğinin
kokusunu duymak gibi bir şey
Seni ,seni sevmek anne sütü gibi saf
Hayatta olmaz dediğimiz şeyler de oluyor
Hayat bu her şey mümkün arkadaş
Bir çay bardağının dibindeki çay yaprağı gibi
Dipte kalan şeyler de oluyor arkadaş
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı sayılmaz
Hayat bir fincan kahve gibi
Iğdır caddelerinde saat 21.00 de yürüyordum
Loş bir ışık ve sembolist bir şiirin mısralarını
Çağrıştıran şekil şekil kar tanelerinin altında
Soğuk hava ve belli belirsiz ışıkların
Aydınlattığı uzayan kısa caddelerinden
Geçerken ....




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!