Dert ustasıydı
Özenle dertler imal eder
Sıralardı zihninin raflarına
Her gün tozlarını alırdı itinayla
Ne bilirdim,yakınırken
Sen derdime çare olursun derken
Yazmaya doyum olmaz, amma,
Akmakta her kula nasip olmaz.
Akalım nasibimizce,
Akacak olan dur dinlemez.
Susmuyorum,
Sözlerimi dinlendiriyorum ,bakışlarımı astığım
Gök mavisinde, fesleğen yeşilinde...
Söz'lerin de, bilekleri yorulur,
Dizlerinin dermanı kalmaz bazen.
Sessizlik,derin ve koyu
Havada ağır yanık kokusu
Gözlerim kapalı görüyorum
Simyacı iş başında,
çığlıklar duyuyorum
Canı tenden ayırıyor
Sana varayım,
Senle olayım,
Senle dolayım,
Sen olayım...
Çıkmaz sokak, aslında çıkar,
Yol oraya kadar,
Yol oraya çıkacak.
Çıkması gereken yer,
Tam da orası.
Burnumda yeni demlediğim çay kokusu
Sessizliğimin içinde, dolanıyorum
Naif piyano melodileri , gezintime eşlik ediyor.
Koltuk, sehpa, perde, hiç birimizde tık yok
Görmüyor muyum sanıyorsun.
Unutmak için yürek sızını,
Her gün,yeni bir dert bulup dertlendiğini,
Çivi çiviyi sökmez,
Acı acıyı örtmez cancazım
Niye derdini bağrına basmayı denemiyorsun...?
Aslında pek benzemezdik birbirimize,
Ben rahme düşer düşmez ,
Doğururdum cümleleri.
O, hemen yazıp noktayı koymazdı,
Öylesine işte,
Kopyala yapıştır usulü
Doğduğu günden beri
Ezbere yaşıyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!