senin adın kırmızı
benim adım mavi
zaten milattan önce gitmişti
senden önceki
sonsuz olan sevgin
Çocukluğum, kırmızı Mercedes...
Gençliğim, Nazım Hikmet Ran...
Yetişkin bir adam küllerinden doğan...
Ah zaman.. ah ulan....
Mark biriktirdi herkes....
He birde vardı, Demokratik Almanya..
Kalbini dolaba kitledim..
Başkalarına Verme diye..
Sağır vicdanın şarkısını dinledim..
Sesizliğin sabah erken seslerinde..
Limanda yalnız adamlar
Dönmezse ilk dönmeyen olmaz...
Gidince ilk giden olmadığı gibi ..
Bir akşamüstü birdenbire...
Yorulur insan...
Yıpranmış bir kızak köpeği misali.
Yokluğun elli uzun yıl...
Sanki, bana bir can borcun var dedi;
Sabahın bilmem kaçında
Pangaltı ya düşen çiğdi
Her kamunun bir vicdanı varmış...
Her vicdanın yaraları......
Biz hakkettik böyle bir azabı...
Bin yıllık nefretin intikamı..
Nerede kaldı bir sivilin itaatsizlik hakkı...
Korkuları severim..
Insanı tetikte tutarlar..
Dünya zaten fazlaca güçlü..
Hep kötü bir günün dostu olmaya çalıştık..
Kaybederken, kazanmak için..
İçimizdeki oksijenle barıştık..
Bir sabah uyanıyorsun..
Kendi aksine sığınıyorsun...
Aklında kelimeler uçuşuyor..
Kalbin çirkin mi çirkin...
Hesaplaşma kapıları usulca açıldı...
İlk kötülük girdi içeri.....
Toplamıştı bütün görkemli leşleri.....
Gözleri bozuk bir ölüm...
Takmıştı en afili lenslerini....
Kâinatın azılı serserisi....




-
Şubat Türkay
-
Eren Çiçek
Tüm YorumlarSaolasın, her daim varolasın şair dostum))
Bir şiirinizi okusam, akşama kadar yetiyor yorgunluğuma.