Sarı Yaprağın Ölüm Dansı
Gökyüzü ağırlaşıyor.
Mavi, turuncunun içinde boğulurken
güneş yavaşça dizlerinin üstüne çöküyor.
Ağacın son yaprakları
birbirine eğiliyor:
“Artık gidelim…”
Rüzgâr onları duyuyor,
parmaklarının ucuyla ayırıyor,
göğe doğru kaldırıyor.
Sarı yaprak,
toprağa düşmeden önce
bir an duruyor havada.
Rüzgârın ince bileklerinde
kısa, titrek bir dans.
Küçük bir çıtırtı bırakıyor
ve susuyor.
Sonra
yumuşakça
toprağa dönüyor.
Ölümün
en sessiz, en zarif dansı bu.
Yollar
sarı yaprakların kalın sessizliğiyle örtülüyor.
Ayaklarımızın altında
eski bir mektubun hışırtısı gibi
konuşuyorlar.
Her adım,
bir anının üstünden geçmek.
Ben de oturuyorum
kendi kökümün dibinde.
Ellerimde
geçmişin uyuyan ağırlığı.
Sakallarımın beyazı,
rüzgârın getirdiği tozla
karışmış, birleşmiş.
Güneş batıyor.
Yer, yavaş yavaş
sarı bir denize dönüşüyor.
Rüzgâr hâlâ
ağacın son yapraklarını
son bir raks için çağırıyor.
Sarı yaprağın
ölüm dansını
şimdi daha iyi anlıyorum.
Kendi kendime fısıldıyorum:
Dallar ve kökler yerinde.
Üzülme Ahmet…
Kayıt Tarihi : 8.08.2026 23:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!