SON VEDA
Sana son kez
bir kapının eşiğinden bakıyorum.
Arkamda bir ev değil,
yıllardır içimde taşıdığım
enkaz duruyor.
Sen gittin diye değil,
ben senden sonra
hangi tarafımı sevsem
orada bir çatlak bulduğum için
yoruldum.
Adını artık söylemiyorum.
Bazı isimler vardır,
ağızdan çıkınca
insanın içindeki bütün pencereler kırılır.
Ben senin adını
susarak gömdüm.
Ama insan
ölüsünü toprağa bırakabiliyor da
hatırasını nereye gömeceğini bilemiyor.
Senden sonra geceler
karanlık olmadı sadece;
duvarların bile
benden sakladığı bir tarafı oldu.
Saatler ilerledi,
ben ilerleyemedim.
Takvimler yapraklarını döktü,
ben aynı günün içinde kaldım.
Bir sabah uyandım,
yastığımda başımın değil,
sana söyleyemediğim bütün cümlelerin izi vardı.
İşte o gün anladım:
Bazı insanlar
hayatından çıkmaz.
İçinde bir oda kurar,
sonra o odanın kapısını
içeriden kilitler.
Ben yıllarca
o kapının önünde bekledim.
Elimde anahtar yoktu.
Sen de dönmedin.
Şimdi kapıyı kırıyorum.
İçeride senden kalan
birkaç koku,
yarım bir gülüş,
ve bana ait olmayan
bir ömür buluyorum.
Hepsini ateşe vermiyorum.
Bazı şeyler yanmaz.
Bazı acılar
ateşten bile daha eskidir.
Ben seni unutmayacağım.
Çünkü unutmak
bunca yılın cenazesine
“hiç yaşanmadı” demektir.
Yaşandı.
Sen benim ellerimde
bir bahar gibi büyüdün.
Sonra aynı ellerin arasından
kış gibi döküldün.
Ve ben
avuçlarımı ne kadar kapatsam da
seni tutamadım.
Belki de en büyük acı buydu:
Seni kaybetmedim.
Sen,
beni kaybetmeye değmeyecek biriymişim gibi
bıraktın.
İnsan bazen
terk edilmez.
Kendi içinde
terk edilmiş bir ülkeye dönüşür.
Ben şimdi
o ülkenin son ışığını da söndürüyorum.
Bundan sonra
kimse bilmeyecek
hangi şarkıda sustuğumu,
hangi sokaktan geçerken
kalbimin eski bir yara gibi kanadığını.
Kimse bilmeyecek.
Çünkü bazı vedalar
yüksek sesle yapılmaz.
Bazı vedalar
insanın göğsünde
sessizce bir mezar açar.
Ben seni oraya bırakıyorum.
Çiçek koymadan.
Dua etmeden.
Geri dönmeyeceğini bilerek.
Ve kendime ilk kez
şunu söylüyorum:
Bitti.
Seninle değil…
Sana rağmen
ayakta kalmaya çalışan
eski benle.
Şimdi gidiyorum.
Arkamda seni değil,
sana inanırken kaybettiğim
kendimi bırakıyorum.
Bir gün beni özlersen
sakın gökyüzüne bakma.
Ben orada olmayacağım.
Ben artık
senin ulaşamayacağın bir yerde değilim.
Ben,
seni beklemekten vazgeçtiğim
o son saniyedeyim.
Ve işte şimdi…
Kapıyı kapatıyorum.
Bu kez
ardımdan seslenme.
Çünkü dönersem
yine seni değil,
kendimi kaybederim.
Son vedam budur:
Seni affetmiyorum.
Seni lanetlemiyorum.
Seni beklemiyorum.
Sadece
bir zamanlar seni
dünyam sanmış olduğumu
kendime bile
bir daha anlatmıyorum.
Delinin biri
Hamza Caymaz
Kayıt Tarihi : 4.09.2026 17:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!