Ne bir gölgem kalsın ardında, ne bir izim,
Kurusun pınarım, ağlamasın gözüm.
Eğer bir kez daha sana dönerse yüzüm,
Sana muhtaç olan ellerim kırılsın.
Her gece adını sayıklarken bu odalar,
Üstüme yıkılsın kurduğumuz o dünyalar.
Dudaklarımı yakıp kavursun beddualar,
Adını anan dilim kopsun.
Söktüm attım göğsümden sana dair ne varsa,
İsterse bu dünya kıyametle dolsun.
Sana çarpan o damar hepten kurusun,
Seni bir daha anarsa, bu kalp göğsümde çürüsün!
Ben senin uğruna gençliğimi harcadım,
Bir kör kuyuya düştüm, yolumu bulmadım.
Göz göre göre yandım da bir an kaçmadım,
Sana feda ettiğim o yıllarım haram olsun.
Şimdi hangi yalanın koynundaysan orada kal,
Beni unuttuğun gibi, sen de tarihe karış.
Topla neyin varsa, anıları da yanına al,
Gerekirse mezarımı kendi ellerimle eşerim.
Sana gelen yollara uçurumlar kazdım artık,
Seni gören gözlerime milleri çektim artık.
Biz seninle o kutsal sayfayı çoktan yırttık,
Geri dönüşü yok bu gidişin, yeminler olsun.
Adının geçtiği her sokak benden uzak dursun,
Seni hatırlatan her şarkı kurşun olup vursun.
Bu sitemim, bu feryadım sana son sözüm olsun:
Beni bu ateşe atan her günün, her anın solsun!
Artık ne sevgin gerek bana, ne o sahte yüzün,
Payıma düşen tek şey koca bir hüzün.
Sen bende bittin ey vefasız, bitti o sözün;
Seni bağışlarsam eğer, bu can bana zindan olsun!
Kayıt Tarihi : 19.05.2026 11:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!