kışı soluyor ardıç kuşları
yorgun bir bıçak yarası
dağ çiçeklerini çürütüyor içimde
cebimde bir ırmak yatagı
güftesi yağmurla ıslanmış ince bir sestir hüzün çocuk
ben seni uzun mavi kirpiklerinden öpüyorum
bütün yaprakları dökülüyor yüreğimin
kuşlar uçarken ölürmüş
her gece sabah biriktirirken içimde
öyle böyle olmaz artık
beni dünya kadar umutlara yatırın
dudaklarım narların kanama zamanı
içimde rast perdesinde bir hicaz
dağlar harami
kısıklar susuz
kanatlarına veda ediyor kelebekler
ben yolların dilini öğreniyorum
ben artık ayak izlerini örtemem sevdiğim
göç vermiş bir köy yolunda bıraktım ayaklarımı
dirseğim lale kokusu
ben her şafak özgürlüğe türkü soyarım
ve ben ceplerimde hiç ölü kelebekleri beslemedim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!