Ben gece diyecektim, "sensizlik" düştü cümlenin içine.
Üşüdüm, içimi ısıtan gülümsemenden var mı hâlâ yüzünde?
Gece suskunluğu düşsün istiyorum kaderime, gözlerimde ay parlasın.
Yoruldum Rabbim ama dileğim yine aynı; uzaklara hep özlem dolu baksın.
Kasımın inadı batsın, zaten var başımda bir derdim.
Uzakta ki sevgiliyi özlerken şimdi birde mavi göğe hasretim.
Uzaktı umut, uzaktaydın sen, uzaktı mâvi gökyüzü.
Yağmur kıyamadı, indi gökten, öptü elimi yüzümü.
Vakit "ayrılık" vakti;
Geldiği gibi gitmiyor gün.
Tazeliğini umut diye götürüyor peşi sıra.
Geride kalan nedamet ve hüzün.
Yaşanmamışlara mı çöküyor karanlık?
Bir gün güneş farklı doğacak senin gözlerinden şehla bakışlarıma
Ve fısıldayacak yüreğim cümlelerimin en titrek haliyle...
Ey gülüşüne ömür adadığım yegane sitarem!
Vuslat bugüne mi kaydedilmiş kadere?
Not et işlesinler bunu tarihe...
Göğün surat asmasına rüzgârdan şımarıkça şarkılar...
Ve şâir alır sözü; hüzün adın diye şımarma sonbâhâr!
Açarsam yüreğimi, âşikâr olursa bütün hicrânlar,
Kapatamaz işte o yaralarımı, döktüğün tüm yapraklar...
Çiğ geçer ya solumda zaman, sen keyfince demlen özlem!
Gün ola vûkû bulursa vuslât, açar gözlerimde rengarenk çiğdem.
Gün olur belki eksilir diye yüzünden tebessümün,
Mevsiminden bir kaç taze yağmur damlası topladım gökyüzünden.
Gelirsen eğer, gelirsin elbet; kim seni içten çağırdı ki böyle.
Dingin ruhun gözünün ibadetidir, bilen bilir.
Silüetine nem düşmüş şimdi boş şu şehrin seyri...
Yağmur râhmet,
Yağmur bereket.
Şükret insan, seyret şükret...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!