Bu yağmurlar bitecek
Başka bulutlar yükselecek yerden göğe
Dağa taşa
Uçan kuşa bekleyen duraklara
Dünyayı unutmuş gibi yorgun ağır ve aksak yürüyüp gidiyor olsa da şehir meydan saat ocak bucak ve toprak..
Yeniden doğmak diye bir öznesi ve yüklemi vardı insanlık dersinin
Cagirinca cikip gemez ki ne hayal ne gölge
Baslayan gün bazan hersey namina külliyen sondur
Ayriliklarla araliklarla yoklugun tanimini yapip ölcülmez mesafelere ismini yazdiran
Cikar bakar nacari müskül damlar kehine bucaklar ucuna
Giden sessizlik kim
Kondugu yerden göcen yaz neresi
Piliyi pirtiyi yoksula yükleyen
Soguk gülüslerin son öpücügünü vedalara sallanip duran mendile
Baglanmis dügümlenmis koridordaki iflahi sökük nihayi bitimin
Kolyesinde hozan pismanliklari tasiyan püsküllü izdirap
Kimin neresi muhtemel güzelse oraya fener yakip ayna tutmaktan
Geceye namzet gündüze hüsran
Dudagina susuzluk degince destipinarin
Papatyalari daglara salip tellal eden mkeklik kuslaridir
Egilmis oraklarda ekin islemesine kosulu atlar ve gicirdayan kagnilar
Topragin besigidir savrulup sacilip elenmeye yazin
Salkimlarini üzümleyip asmalayan baglari bozarak ciglik cigliga
Bir dereden bir duldadan bir gölgeden bir günden
İnanılması zor ve güç
Herkesin elinde zihninde psiko manyaklıktan eskiyip kopan parçalarla yaşadıklarının
Teminatı ve tedariği kalabalık piyasa ihtiyacını karşılamaya kendini vitrinleyenler
Piyasa dolaşımına sürdüğü inanılması zor bela ve güç olan,
Kolayca kırılabilir uyarısıyla paketlenmiş insan hayatına pahalıya mal olan,
Naısıl desem
Burasi da bir baska bahar iste
Güz kavrugu
Sürgün savrugu
Dal kirigi cayir ve cicek solgunu
Yolda sokakta harda külde sagnak sagnaga güz
Harseyin evini bucagini barkini izini özünü sonundan baslayip
Kurdunu dökünmek mi…
Evet tam da oradan bütün buzullari eritmeye daha yok mu dercesine
Boynunda beyaz gerdan bahcesinde ihlamur
Istahi kabardiysa kendi bile kendini tutmaya gücü yetmeyen
Sokuldugu heryeri öyle kivrak oyunlara öyle bir bagliyordu ki
Baygin bir mum en son kendi kendine kiyan sarhoslukla
Yaylim yerlere sessizligin cigligi cökmüs
Sisli puslu dag yamaclarina eski izlerin yorgun arginlari yürümüs
Gelip giden hersey gibi
Bellim belirsiz karsi yamaclsarinda suyun topragin
Deprestikce icindeki derdini tirmanan yaralari günden nehardan
Muhtaca koymus sefil muhanet
Aciga cikarilmis
Üstüne ses ve kalem degmemis konulara girip cikarak
Her bosluga bir bir sürahi su ve gökyüzü
Damla damla bitecek nasil olsa bu sonsuzluk
Her sessizlige derinleri saklayip gömen mezarlik sessizligini hazirlayarak
Bir günlügüne magazadan emanet alinmis elbiseler gibi faturasindan okunan
Sabahin kuzey kisminda
Son dördün dönencelerine gelisin haber ederken sonbahar
Sbulanik suyu ya un ögütür, ya zavar cürütür
Firari gezen poyraza bagrini veren yeldegirmenlerinin
Topragin askina gelen giden degirmenci gökyüzü kadar soguk parlayan yildizlarla
Ne serce sürüsüdür korkusu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!