Epeyce mesafe alınmış yollarda Hiçliği doyurup avutmakla
Durduğunda saatin sarkaç salınımı nereye gideceğini bilmeyen yolculuklara teberru
Ve nerde ineceğini bilmeyen dünya
İnsanla başı dertlerde meşgulken Kendi boşluğunda kalan herşey bazan haykıran suskunlukla, bazan kopmuş çığlığa gömülerek
Gevşek bir toprak kayması misali her şey hiç bir şeyle tam tekmil Kendine yudumlayacağı mutsuzluklar ısmarlayan kontakta gorma giyip idman tazeleyen
Balataları sıyırmış
Biterken kasım
Çatıların her yerinde yaş yağmur
Ve sırılsıklam nadas
Yüksek dağlardan ıssız ovalara göçünü yüke sarmış sonbaharın
Sokaklar dilindeki ayaz fısıltıları konuşuyor dalya direkler
Ağaçların dalı gövdesi düşen yapraklardan bestekar çalan sararmış solmuş hatıra defteri senfonisi
Sessizlik,
Olmasina olur, gitmesine gider de
Sönük ve sakinligini buldugu yerde birlikte susmalarin sonudur
Ister sebebi haraba baglayan meyhane olsun
Ister kum taneleriyle cöllere sam yellerini serpip savuran
Icsin icmesin sarabi
Dayanışma..
Sevgi saygı onur güven özgürlük ve insan cevherini çalıştırıp işletir
Her kişi kendincesinin,
Özgürlükse, aklın cesaretin duyarlı kararli olgun yetişkin inanç ve irade aralığındadır
Beyaz siyahlık mevzusu kişiye mahsus özgüvene göre değişen
İnsan ne kadar titiz özverili hassas ve haysiyetliyse yaşadığı hayat da o denli sağ ve diridir
Bizar bezgin
Hici hicine
Hic yüzünden , öylemesine…
Doposu kapagina kadar dolmus tikanmis kör aksamlara gözcülük eden sabah
Park halinde hamama giderken yahut carsi garajlarindan dönerken
Tükürdügünü yere düsürmemeye yeminli kararli
Sulu seftali ve ezilmis taze incir
Her tepenin ardinda yola cikan asvalt kenari tezgah gibiydi
Eylenip durdugum agustos sonu eylülün basi gibi bir vakit
Büfeci kadin…
Sara….
Hos bes ne var nasil gidiyorlar arkasina
Bugday var mi bugday…? ?
Günesin kuruttugu bulutun gevrettigi yagmurun suvardigi
Eski seker yemeyen atlarin yoncaligindan kalan hatiradan
Bugday varmi bugday
Kurbagali göllerin dere kenarlari sazliktan susamliktan
Kavaklarin tüylerini döktügü
Seni anmak varmış şu dar zamanda
Vakit aralıklarında gün yüzüne serpilmiş
Son kırıntıları dökülürken güneşin
Bir birinin ardından sefer kovalayan yamaçlarına
Kıyısını koyup giden şehrin
Seni anmak varmış,
Yukardaki ihtisam
Asagidaki izdihamla relax ve ters simetri
Kovuklar arayan duvarin dibine serinlik oyup isleyerek
Yadigarda ne kaldiysa saklayacak bir yer olsun icin
Belki cekirdekten yeserip bitenler gibi bir gün bir zamana
Demir kaynatiyor demir,
Yolun üstü kendi kendine fisildasip söylenen gece yarisi
Bundan dahi kuytu yelkovansiz akrepsiz
Nerdeyiz derken salincagin ucu
Avareler asigi yellere rüzgarlasarak
Bugün uzaklarda düs gördügüne aldanmis dalgindayim sanma
Zaman kayik binmis dalgalarla




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!