Günümüz insan tipi ve toplum ilişkileri en çok yeri yurdu kimliği belirsizliğin ortak yaşam anlayışı duygusu belleği bilinci ve alışkanlığı olmayan amansız kendini baskılama ve BUNAMA değişim dönüşüm bağımlılığını tüketime dayatıyor.
Eski köle pazarlarının gelenekselliğinin modernize edilmiş güncel fabrikasyon ve endüstri piyasası olan bu çıkışsız çözümsüz kozmik sarmalda ortak değerlerin ters yüz edilerek insanken kendini öremcekleşmiş ağın zindan tuzaklarından kaçması mümkün olmayan ışıksız kapısız yolsuz ve penceresiz avın seçkin ve gözde şöhretlisi algısıyla kaçak tutsak ve sığıç yaşanıyor.
Bu yüzden Ahçılık Bilişim Turizm ve Estetik Cerrahi herkesin benliğini yitirdiği meslek grupları olarak en ön sıra saflarda toplum hayatını kuşatıp hapsediyor. Çünkü her şeyi unutarak yemeye içmeye estetiğe kendinden kaçışa ve sanal ağlarda kendini popüler kültürün yozlaşmış kokuşmuş sığ soyut tek düzeliğine ve herkesin birbirinin benzeri TEK TİPLİLİĞİNE uzun cümle anlayış konuşma kavrayış tahammül ve donanım ilişkisinden uzak ve yorgun sınırsız DEMANS ve sonsuz bunama bilinçli olarak şıstematikman soyan sömüren ayar düzen sahiplerince dayatılıyor.
Çünkü emeğiyle liyakatli özgürlüğü hakkı hukuku güveni cesareti saygıyı ve üretimliliği sağlayıp paylaşamayan her geri kalmışlık; içeriğe değil gösterişe güce ve görünüşe bağımlı görgüsüzlüğü sabahtan akşama alıştırıp uyuşturan özenti bağımlısı popülerlik ve şöhret salgınlarından boşalıp dökülen her şey değerli anlamlı vazgeçilmez ve kutsal sayılıyor.
Söz bölüklerinden konuşma dilinin ve aşkın gönül yolunun binasını yaparken bulduğu gördüğü duyduğu her kelimeyi bu bana lazım olur diye alıp akıl alışkanlık ve yürek yüküne sarar işler iyilik güzellik dürüstlük değerlerine tutkuyla bağlı insanlığa hiç bir iflas kaygısı gütmeden aklı fikri vicdanı emeği sorumluluğu ve aşkı öncelemeye çarşı dükkan olmuş hassas duyarlı dengeli onurlu saygın ilgili liyakatli ve özgür iradeli incelikler ilişkili sarraflık.
Fakat gel gör ki günümüz sosyal ilişkileri ve toplumsal döngü her türlü kötülüğü şiddeti kahrı acıyı sefaleti ihtişamı görgüsüzlüğü gericiliği acıyı çileyi zorbalığı hurafeyi sapkınlığı kirlenmeyi bütün yoz ve popüler kültürsüzlüğüyle kapış kapış harcayıp tükettiği halde kendi suçlu sorumlu etki ve katkı payını hiç yüzleşmeksizin daima faili meçhul kendi benzerlerini suçlayarak kahır sitem sızlanma ve şikayetlenmelerle kendini kandırıp her gün daha da kötüleşen yıkım ve çöküş ve çürüme kesatından dünya günlüğü oyalanıyor.
Bekçilikle çöpçülük arasında kalan hınca hınç yabancılaşma mesafelerinden Şehir efsaneli hatlarında gide gele tütün Tablası da dolmuştur , umutsuz değersiz istikrarsız gergin bekleyişlerin kalıplaşmış yarınsızlığı da kimsenin kimseye ilgisi bağı yakınlığı ve insanlığı yok . Herkes diğerinden özgün farkı olmayan mükemmellik ve iyimserlik kisvesi altında sicili bozuk bencilliği besleyen şiddeti kutsayıp kötülüğü masum ve mübah görerek yapay dolaşımlı aidiyetsizliğe duvarlaşmış donanmış kozmik ağlarda kopuk kaypak kurak bunalımlı gerilimli ve kayıt dışı sahtelik maskesi ablukasında çürüyerek yaşıyor.
İnsanı hiç bir özgür irade yetkisinin olmadığı seçeneksizlikte modern köleler olarak esir alıp hücreleyen dönüm dolaşım piyasasında tasarımlı proğramlı yapay algılarla tutsaklık ağı donatılmış örülmüş sonsuz sınırsızlığın en acımasız yaklaşımlarla boğduğu ve boğazladığı kıtlık kıran yeridir artık dünya.
Burada doğan her kişi doğduğu aynı günle beraber ölümünü birlikte yaşayan cansız cisimsizliğin markalaşmış ceset sürükleyicisi ve taşıyıcısıdır. Çünkü doğumunu ucu bucağı olmayan pazarlanmış piyasa reklam ve magazin sezeryanlığında gerçekleşen her kişi hayatının bebeklik çocukluk gençlik ayrılık kavuşma eğitim olgunluk ihtiyarlık ve ölüm gibi bütün evrelerini birden bire kullan at hızında tüketip harcanma mahkumdur. Bu yüzden de kişiliği sosyolojisi bilinci belleği aklı fikri inancı eğitimi karakteri kimliği asla inanılır güvenilir sağlam benliğe oturmayan ilkel gelişimsizliklere terkedilmiş kolayca avlanılabilen gerilimli bunalımlı ve kaypak değişim dönüşümlere tutsaktır. O bakımdan da her kurduğu her ilişkinin tıpkı diğer kullan at bağımlılığında olduğu gibi kalıcı samimi saygın sürekliliği yoktur. O yüzden de her ne zaman hangi evrede ve çevrede ne sıfatla olmak ihtiyacı duyuyorsa ve nasıl işine geliyorsa o kimliği veya maskeyi bürünerek sahtelik yalanlarla yaşamayı artık kimsenin garipsemediği kurumsallaşıyor.
Bu yüzden de kıran kırana av peşinde koşan ve rezilliği rüsvayı kibiri kepazeliği nefreti ayrışmayı cehaleti gericiliği küçümsemeyi yüzeyselliği dalavereyi dolandırıcılığı gerilimi kaygıyı endişeyi kayıtsızlığı yozlaşmayı görgüsüzlüğü kültür- sanatsızlığı ve şiddeti dayatan en acımasız dönüm dolaşım ağı sahibi soygun sömürü çarkının ve çarpık yapılanma sisteminin mankurtlaştırılmış insan avcısı olduğu her KÖTÜLÜĞE karşı daha kötü olarak kendini korumaya alma saplantılarıyla ve salgınlarıyla dalaşıp boğuşuyor..
Toprağın yurduna dönerken göç nereye ise kervan oraya..
Gidiş nereye ise dönüş mutlaka orayadır
Kırlangıçlar nereye ise sonbahar oraya
Tozu dumana katarak,
Yağmur yüklü bulutlar nereye ise, ırmak ırmak köpürüp çağlayan nehirler oraya
Bayırlar dereler nereye ise dağlar tepeler ve hüyükler oraya
Eline geçen
Bir kuruşluk hayatı üçe beşe
Belki bedava beleşe
Çatırdayan kabuklar altında tozunu silkeleyip örtüsünü kaldırmakla uğraş didişlere müşkül
Bir git bir gel dalaşındayken aylık günlük dakkalık saniyeliğine kainat
Yorgun bezgin iskelelerde garlarda duraklarda merdivenlerde
Yine de bir seyler kalir merdivende arastalarda
Güvercin kiyisinda kiraciymis gibi dursa bile dünkü yollar bugünkü sokaklar
Geldi gecti bir hayati sahibi muhacir lehceye sayip savarak
Yine de birseyler kalir boyali boncukta hayali misket cocukta
Cerez dolu sahan
Yazidan saydan hozan cigliklari irgat tutmaya
Aldigindan bir eksigiyle bana
Nefsim kail ey kuyumcu her günün yasamakla nikah kestigim
Var iken tükendikce tükenen yollar daglar ormanlar gibi
Ne cabukta tez vakit yaz ve kisiyla
Giden gitsin gelen gelsin
Bu yil da ölmez isem altin gümüs degil
Toprak gibi
Onu bunu ötesini bilmem ben
Zamani unutulmusluk keder ve kaygisindan cekip kurtaran
Zarif kalbi zerafetiyle ödesen insan icinde insan
Cok ve sonsuz olacaksin
Ask gibi…!
Hep yagmur yagdiginda ya da karlar erirken evin telasini en cok damlayip akan damlarin kaygisi alir yürürdü. Tabi her zaman oldugu gibi kapilar kapaninca ve pencereler örtülünce hane icindeki bütün zorluklarin üstesinden gelmeye uykularini bile tasidigi sevgiye ilgiye sorumlulga ve sefkate delik desik ederek doyurup emzirip büyüttügü cocuklarina gerdigi kol kanatlarindan arta kalanlarini davardir sigirdir ekindir bagdir peynirdir süttür örmedir kazaktir örüp isleyip dokudugu ömrünü kendinden cok eteklerinden tutan hayata adamis ANNE` ligin eli ayagi birbirine dolasirdi.
Yapraklar sögüt diplerine, alic bayirlarina, kavak selvi siralarina ve meseli daglara dökülüp sacilinca soguklara sarilan toprak damlar ve kerpic duvarlar, örtmelerin camlari olmayan pacelerine silteden minderden ne varsa tikanip örtülerek, cercevesi olup da kirik camlari eski gazete yahut ziraatin gübre torbasi kagitlarindan püsle yapistirip sobanin kenarindaki sedire, kor karistiran mangal dibine, yahut tandirin altindaki örtüye sokulur siginirdir insan ve toplum sicakligini kendinden bilen hayat.
Cocuklugun büyümüs insanligini yarindan devralacak rol modelleriyle ne bildiyse gördügünden isleyip yasama sanatinin tarladan harmana, tirpandan degirmene, dagdan bagdan durumu tedarigi yerinde ocaga bucaga babanin diger yarisi anne, yagmur yagdiginda damlayip akan damlarin altina kösede kenarda bakrac helke sitil hereni kazan legen ilenger sahan ne varsa, akip damlmayan neredeyse hic kuru tarafi kalmadik yer bulmakta zorlanildigi koyun koyuna serili döseklerde gece boyunca sogugu ve sessizligi avutan yagmur damlalari konseri verirdi damlari akan evler.
Lodos Karayel Poyraz Meltem imbat Alize IlgIn kasirga Firtina ve diger esen tüten dönen savuran silkeleyen rüzgarlarin nerden ve ne zaman kac yönünde veya kac siddetinde olup bitecegine dair yasayarak edinilmis olan DÜNYA HAYATI deneyimli birikimlerinden edindigi ve ADLANDIRDIGI, telafuzu ve tarifi vardir insanin.
Fakat nerde ne zaman ne yönde nasil ve ne siddetinde kime neye ne gibi saldirganlik yapacagi bilinmeyen, hertarafi her sekil sinsi dönerek BASKIN verip hakkinda en ufak tahribat tahmini bilesi mümkünsüz cögüp cullanan bir abluka, bir girdap, bir kiskac, bir cendere,bir ketenpere, bir cengel, bir engel, bir calim, bir takoz, bir kelepce, bir tartak, bir kamga, bir pusu, bir pence, bir kama, bir hancer, bir vakum, bir musallat, bir facia, bir fel-fecir……kör kiyamet icine yutup doldurdugu ve önüne ugruna geleni hic bir istisna gözetmeksizin yanindan yöresinden ilsiz köksüz itibarsiz biraktigi yamanip sivanan örülüp ÖRTÜNMENIN muglak-bullakligina HORTUM diyebiliniyor acikca ve kisaca, HORTUM…
Yakici yikici bulasici üfürücü ucurucu her türlü yapiskanlik yamandikca daha cok galeyan abanip daha azgin saldirganlasan akil fikir iz yol nizam izan yön ve yordam bilinmez FIRDÖNGÜLERE, sömürüp semirmede sinir sorgu önlem care ve ihtimal tanimayan ve doymak durmak neresidir bilmeyen kontrolsüz - tarifsiz ezici siddetiyle yikip devirdigi herseyi kendi hakimiyetinin keyfine, hükmüne, hiddetine ve siddetine tutsak ederek cökerten cürüten bogan bunaltan MOLOZ sonrasinin Hükümranligidir HORTUM. Devirip sactigi kokusmus cürümüs yozlasmis yilmis yorulmus yipranmis eprimis cökmüs bütün ICE KAPANIKLILIGA esir ettiginin yasam alanindan indir bindir yaptigi DÜNYA RAMPASINI üzerinden ve sayesinden SÖMÜRGENLESTiGi sürekli esitsizlik, ahlaksizlik, caresizlik, kültürsüzlük, hukuksuzluk, egitimsizlik, aclik, yokluk, darlik, gecimsizlik, sevgisizlik, saygisizlik, haksizlik, hukuksuzluk, kin, nefret, ayrisma, catisma, hiclik, degersizlik, sucluluk, karamsarlik, tutarsizlik, ilisizlik, tibarsizlik INSAN TOPLUMU üzerine bina ederek ahhhh o ne eninde sonunda kendini SUIKAST eden pis ve kendi kendine KATiL, MISSARABLE ( Sefil Sürüm) GiYOTiNDiR. Bu pis ve kanli bicak insanlik tarihi boyunca da hep sinip sinsilestigi soysuz sicilsiz sabikalar ardinda kurdugu HAK IHLALLi insanlik ve yasam öldürücülügünün devamli faili belli talan ve tetikciligini devriye gezen gece ve gündüz kusaginda, yeryüzünü üzgün yasli gamli endiseli kabuslu yorulmus bezmis bikmis örselenmis batmis bitmis kainatsizliga kundaklayip, birbirine zincirlenerek yikima ugratildigi derin girdaplarda tutsakligiyla düse kalka siddeti gerilimi catismayi satasmayi korkuyu bagnazligi körlügü karanligi zulümü ölümü kutsamaktan baska yasam bicimi olmayan zindan bir YIGINAGIN, üste saray sacip savurarak cullanip ÖRGÜTLENENLERiN Missarable ( sefil Sürüm ) traji dramindan ciglik cigliga cildirarak sokaga ve carsilandigi kelepceli kickaca yürüyüp yayilldigi yankilara karsilik `ekmek bulamiyorlarsa PASTA yesinler ` geleneginden sökülüp bugünlere gelen; ve tüm dünyayi bulstigi HORTUM salginlariyla heryerde hicbir farkliligi olmayan aliskanlik, egilim, tutum, tavir, taksim, tesis ve yaklasimlariyla hakim olup kasip kavuran kendine dönük Sinnek Giyotiin..Dün ve bugün Fransa`da neyse, neciydiyse; simdi tüm dünyada dünden devriyesini kol gezerek aynisi.
Harcinda gittikce mahluk denge düzeylere YARATIKLASAN insanin daha cok plastik cerrahi ve kimyasal teknolojiyi kendini kendinden KACAKLARA söküp bozup bitirip tüketip dagitarak doyumsuzluk ve tahammülsüzlükte sinir tanimayan ve sürekli parca algi ve aliskanlik degisikligi ihtiyacina ac birakilan kamcilanmisliga ve paramparcalara vidalayip montajlanan, varligi FOSILLESMIS enkaz kütlesidir.Hissi hevesi hazzi özeni düzeni ve donanimi imrendirildigi ROBOTLASMA kozmetiginden esas alinarak hicbir yasamsal duyarlilik gösteremeyen SOGUK KANLILIGA dondurup sabitlestirilen; buna karsilik EKO-TEKNOLOJi`yi önce kendini yaratan insana magazalayip, sonra insanin kendi eliyle icat ettigi Demir-Döküm sistematigine INSANDAN ROL CALARAK insana hükmeden insandan lehim, kivrim, somun, veri tabani, kablo, boya, estetik, sentetik, yumusak doku, agir madde, yüklü hasilat ve sert imaj yogurup karan kargasayi ve karmasayi kendilestirdi insanlik dünyasi.
Bugün artik ne yazikkilere bu vasat ve yatalak haliyle GiDiCI bile denilemeyecek `gitti gider `muhtac madur mahsus ve mahkum burada bile degiliz. Insanin hiz mekan yol yöntem haz tat suret ve degiskenlik bagimlisi kulluga köleligiyle sürekli agiz dil lehce lisan hirs kin bencillik surat sekil tarz hükümranligina tek basina hakim olmalar yapip bozma doyumsuzluk yarisinda insana ROBOT, ROBOTA Insan kilitleyip kaynaklayan GECISKENLIK asamasini geri dönülemeyecek derecede ulasilmaz erisilmez zamana tahsis ve taksim etti. Bu yerlesik BOZGUNDA artik kapiyi calan mi ev sahibi, kapiyi calana evi acip akli kacak bilinci bitkisel buyur eden mi, yalnizligin yabancilasmanin mutsuzlugun yitikligin zavalliligin ve AHMAK AVUTANLAR ügürt zayisi, bilene görene anlayana diyene ve tarif edebilene dünya sokagi ve insanlik hayati ASK OLSUN..!
Oysa simdi kar mevsimi mosmor poyraz yeller eser daglarda. Kapida esikte sokakta bir dillim düdük cigligiyla hingilim heveslere kapilip evlerinden ve yasadigi dünyanin dip bucaklarindan üsür müyüm, donar miyim, buyar miyim nedir neresidir hic aklina getirip luzumsuz kalabaliklar etmeyen kizak düslerde KAR YANGINI, buz ve poyraz sevdalisi cocuklugun vakti zamanidir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!