Bülbül avazından ateşlere düşünce yanan kandiller
Karşılardan uzaklar geçiyordu
Masmavi
Karşılardan dörtyolağzı yabanlar geçiyordu turna gibi
Dudağındaki saklı bir şeylerle sır yanı masmavi
Karşıdan dağlar geçiyordu etrafı güzel,
Diyelim ki tümüyle gailsin acıya
Diyelim ki bütün gününü acıdan doğup
Acıdan batarak
Gözünü açıp uyandığın ilk andan itibaren acılarını
Dönerek günü
Ağarak akşamı...
Kalbimde mim
Gözlerimde gitme de bak diyenlerin güzelliği
Hayal mayal içinde
Her adımda kesiştiğim bütün yoldan yollara
Gizliyken beni aşikar eden kol kavşaklara seyri tayin
Niye arayım ki bağrımdan uzaklarda seni?
Sürekli hayatını kenara artırıp
Hasıraltılara süpüren halına haldaş olmamaların süpürge ucunda
Sarılı kolların kucakları arasında kalan cesaretler kadardır
Can bedeli değerlisi hayat..
Hayat bu kadar yakın
Bu kadar kolay,
Kumanya...
Kumpanya...
Kampana.....
Uzun..tekerleri geçmişi beraber dönen konvoyların kovuğundan
Her dolunay saatine yıllanmış yorgunlukları iletirken, mahsus...
Şarap gibiydi emsalimisal aramış da bulmuş olan sarhoşluk
Neşem sokaklara taşıyor bugün benim
Kafamda sana olan dağınıklığım
Küçük konuların bile kenarindan geçecek olsam yalandan şöyle
Sana rastlıyorum, erbabın olarak
Doctor gibisin ya… iyileşiveriyorum seni heceledikce
Dirilip yaşamaya dalıyor beynimden başlayarak orası senin…
Insanlik birakilmis bir mirastir
Mihnetsiz mudarasiz muhtacsiz mohanetsiz insan insana mirastir
Zengin fukara kavramlarinin ötsinde bir seydir sirri cevheri kökü topragiyla
Ilgisini bagini aidiyetini dilini durusunu davranisini
Sarta kosula duruma icada ve icaba göre dönüsüp degismeyen sevgiyle besleyip
Kararlilikla ve saygiyla sorumluluga bilgiye onura akila vicdana büyüten
O neşaaal bişiyse öyle,
Ne şekil neşaaal o şom şallalla..…?
Yediği darbelerinden sonra elinde sadece cam çerçeveleri kalan haciz
Temelinden yüzlerce yılların durmaksızın salladığı evinde ihtiyatla
Yatalak bir pencere madurluğu gibi ardı kesilmeyen göçler vererek
Odundan
Çok zamanlı içten püskürtmeli pistonlu
Cirilop cilalı kafeslerinde bülbül şakıtan dalkavukluğun
Biri gidelim telinden basıyor
Öbürü yok duralım, hamama girdik bir kere..
....Terlemeden olmaza..kafes nefese
Biri kurna biri tellal
Yumak yumak ağır işlikli iplerle örgün
Kapısı tamamen karanlığa kapanınca gecenin
Artan yerlerinde sancılı ilmekler karayazgın
Bütün fırtınası kopan sakin denizlerde
Yelken yelkene kördüğüm
Kucağını yavaaaaşca hüzne bırakırkene firari zaman




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!