Hayata tutunmak isteği ve yaşama içgüdüsü
Ne bir ışık
Ne bir ses
Ne bir hareket , kendi filminde başrol zamanı ölçmeye imkan mümkün tanımasa da
Karşı konulmaz bir tutkudur
Sürekli bulanıp durulan hüzünlenmenin tam saati mevsiminde kulak misafiri olunan şeylere, çınlayan yankılara
Gözden ırak gönülden unutulmuşun
Geleni gideni fiilsiz mastarlar gibisi boşuna dolanıp duruyor rüzgar gülü
İplerde sallandıkça kirlenen renkli mandalları ve plastik uğultuları saymakla bitecek gibi değil
Dağların çehresine çarparak geri dönen çığ ve sönük yankısı
Oysa huzura yük aldıkça sevincinden eğilirdi güneşle sevişen başaklar taaa ki insan,
Kostümleri pırıl çıplak gösteri yerini terkederek
Girdigi zor sarmaldan kolayina cikamayan
Isiksiz ocaksiz hayal seansinin soguk ve gizli odalarini
Kavrayip isindiracak cürümü olmayip da sadece leylak kozalara takilip
Kolyesinde madalyon kelepceleri insanin,
Gerdaninda demek ki serce ötermis kusun
Hic bir surette
Tarafına divit kalem
Otursun lehçeye lisan olsun yanık çıra dertli defter
Dili çözüldükçe susmayı bilmeyen naz ve niyaza
Harabe haramide yürü be efkarım derse desin varsın
Ömrüm karanlık basıp gün aşmalara kapısız diyarsız sür viran devran
Çok zamandır esti yel yağdı boran yaz geçti güz dolandı ayaza poyraza
Bıkkın
Bezgin
Yorulmuş
Yenilmiş
Yıkık damlarda dönüp duran pervane gibi bağrı bedeni yele soğuğa teslim
Darmadağınık karyolanın ayak ve baş ucundan
Gece gecip gideli
Sayesi seyrek yokuslardan yolculugunu hasrete süren tramvay
Sehrin arkasi kar günlügü tutan baharlar arasinda ince tül cicek civar
Tazesi tomurcuk acacak olan cahil misale tutkusu yanik
Saatin cagla caginda bir zaman
Uyandiginda vakit sana mektup yollayan meskenmis gibi gelen olursa
Krallar totemler hokkabazlar usaklar tanrilar tüccarlar
Saat kaca kadar ve neresinde evrensiz eksensiz körüklü sonsuzlugun
KImdi insan
Hanstan önce falkodan sonra
Yüzyillarin ardinda biraktigi döküntülerden ses ve sus toplayan
Miladin herkese kendine göre bir tanri tanimladigi trafiksiz evler plakalarla
Akil fikir vicdan bilgi beceri dairesinde, hakiyla hukukuyla ödenmis bedellerle ve verilmis yorulmus emekler karsiligina sahip olmayi istemek dilemek arzetmek kadar, nelere sahip olundugunun cevrim cikarim muhasebesini yapmak da bütünlügü bozulmamis yasamsal dengeyi saglamanin kutlu harci ve yüklü mirasidir .
Tek basina sitemler dolusu sikayetler kahrlar elestiriler tenkitler itirazlar ve yergiler, nerde ne zaman neyle doyumsayip yetinebilinecegi kanaatkarliginin özgür katilimciligini ve özgün emektarligini kendi hayatiyla karsilayip cevaplayamadigi sürece, iddasi ne olursa olsun hic bir zaman gercek anlam deger sevinc mutluluk ve insan dengesini bulamayan basi bozuk savruluslarin yetinmez mutsuz doyumsuz ve sekilsel calkanti bulanikligi bogumunda karsiliksiz elestirel tenkitlerle hayatini oyalayip kandiran duvar posteri gibi – kayit disi yatay dikey ve caprazlama resimlerin kulvar ve bulvar boyunda- hayatin soyut gözlemciligini yaparak yasar tükenir ve ölür insan.
Yolda günde zamanda teknikte ilimde bilimde ahlakta hukukta akilda fikirde sanatta dilde ve kültürde lerlemek…bir noktadan digerine gecis ve dönüsler sirasinda zamani catlama pahasiyla hizina erisilmez sratlilikte dolaysiz ve dümdüz egrilmis olan yollari lle ve mutlaka dogrultup düzeltmek saplantilariyla ve her ne pahasina olursa olsun kapilmisligiyla kamcilayip kirbaclama olgusu degildir. Eger kisir döngü ayartip kurcalayan sacaksiz- köksüzlügün tam da burasindan hayati dünyayi ve olgulari düsünür inanir kavrar alisir ve davranirsa insan, kendisiyle sabit körlügün vitrin ve salonvari bakis acilimli yapay zeka noktasina varan tüketim raf dizilimli katalogundan klonlanmis koyunlar gibi, kendisini kendisinden dileyip yaratan prototip kopyalasmalara hikayesi hazir yasam taziyla, eski ölüsünden dahi yeniden her kullanisa itirazsiz uyumlu ve elverisli muntazam , mükemmel, kusursuz calisip isleyen genetigiyle oynanmisligin imrenti siparisini verir ve saatini icra eder herkes.
Vapur..
Karsiya gider gelirdi baharda papatyalarca nergis..
Bahce kapisindan itiaren büyük agaclar gül calisindan bitkiler boyboy
Renklere kokulara seslere ilmek atip kanavice islerken toprak
Sekizden sonra her yarim saatte
Sekize kadar her ceyrek
Sabahleyin Agustos
Otobüs duraginda bayirbölük bir gökyüzü
Ay siliniyor serceler tirim tirim titresen cigliklarla daldan duvardan
Bir saz bir sukut herbir suretiyle sakin sahra simli bug
Dolup bosalacak insan yükünü yorulmaya giyiniyor dönence
Cadde sokak katrankarasi soyundugu yerden güze dogru




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!