Zikri firildak akli tükenik karakteri kisiligi oynak dönek
Ardinda duracagi insanligina saglam
Dogmus ermis büyümüs olgunlasmisligi olmayan
Kaypak yamuk bükük
Her frenleyip gazlayip dangirtana tenekelik calan cant eskisi gibidir
Ugultulu gürültülü acilar yekununu hayatina yüklenmis ganimet belleyip
Rengi içinden geçtiği serin gölgelerde hep ıssız kalan
Kendi yatağından bilmem ne heveslere uyanmış çıldır beşik
Sonra sonra yağmuruna selam söyleyen bulutlara doğru
Rüzgara sarınmış dizinin dibinde yetim yalın çiçekler..
Sonra sonra ikindiye yakın gölgelere
Eğik bir dam ucunu yaz bilip misafir eden leyleklere kanatlı
Neye sayarsan say
Duygular soyuttur
Sevinç gibi
Özlem gibi
Hasret gibi
Merhamet gibi
Herkesin özeli kendine güzel gibiye eş sayılıp
Herkesin bildiği eğri yahut büğrü kendine doğru sanılan O bunaklık
Bütün kabulü haramlılığın kafadan çatlaklığını hünerleyen maharetiyle diklenip
Sipsivri kıyımlara hazır hayatın üstüne atılmaya pürnöbet
Cinnet mahlinin bozuştuğu ilk ilmek yeridir herkesin doğrusu kendinelik
Yoz
Egri olan da dogrudur
Kimi halde durumda kiyasta kivamda kivrimda yokusta büküste
Dosdogru giden yolun akintinin cagin devrin devranin
Kimi kirmen kimi dolap kimi pervane kimi cark..
Rüzgar gülü ve bagbahce cingiraklari dahil
Ucurtmayi havalandiran, kuslari kanatlandiran, gökyüzünü bulutlara muhacir kilan
Kesin doğru veya kesin yanlış yoktur, her şey değişir dönüşür başkalaşır veya bileşken karışımlar içinde homojen yapılara evrilir derken, her kafadan bir sesin çıktığı ve hiç kimsenin ortak değer aidiyet anlayış payda duyarlılık ahlak kural kanun liyakat ilgi ve paylaşımının olmadığı şizofrenik izolasyon cinnetinin tek boyutlu ve tek hücreli bireysel bencillik morguna kuklalaşmıştır çürüğe çıkmıştır ölmüştür insanlık.
Çünkü ayırt edilir akıl fikir idrak irade anlam bilgi beceri kavram vicdan ve mantık değeri olmayan doğru ile yanlışlarla beraber hiç bir olguya duyarlı tepkisi olmayan kayıtsızlık ve karamsarlık kopuşlarıyla sosyal yaşantının bütün yapıcı ve sağlıklı stunları yıkıma uğrar, hak hukuk kanun nizam düzen anlayış inanış güven kişilik kimlik özgürlük huzur mutluluk barış sevgi saygı sorumluluk liyakat zinciri kökten bozularak alışkanlıkları değişimlere kodlanmış hiçliği yokluğu ve kimsesizliği kodlayan yoz kültür kargaşasında anlam ve değerini yitirir.
Burada akıl vicdan mantık sorumluluk emek ahlak adalet onur itibar saygınlık gibi ortak hayatı donatıp düzenleyen birlikte yaşama kültürüne yer yoktur. Dolayısıyla bütün algı ilgi bilgi kavram anlayış görüş inanış birikim gözlem akıl sezgi duygu düşünce vicdan sorgulama ve ortak çıkarım zenginliğini rafa kaldırarak işine ve çıkarına nasıl geliyorsa kişiye göre değişken göreceliliğini kutsayan toplumsuzluğun ilkel dürtüler hükmündeki çağ dışılığını ve anarşist başı bozukluğunu döner dolaşır kozmik sürüncemedeki hayat.
Temizlenmek deterjan sabun şampuana has ve özel kökten çözücü fiili değildir eğer ki, insan o iz izan anlayış kavram niyet kararlılık yol yordam inanç azim emek ve eylem üzeri değilse.
Niyeti anlayışı ve alışkanlığı bozuksa; ve hiç bir şartta kendini onarma değişiminin aklı fikri bilinci ilgisi sorumluluğu ve gayretinde değilse temizlendiğinin hemen saniyesinde yine kirlenmek için her yolun bulaşıklı berbat ve bozuk tarafını kendine sermayesi seleften meziyet edinecektir kadraja giren çıkan kişi.
Çünkü ilmek en baştan sakata bağlanmış, kantarın topuzu hep dengesiz ayarsızdan düzen tutmaktadır.
Acı kederkeşliğe dair köktenci ve toptancı getir götürü hesabıyla müptela şiir yapıp sanat sinema yazmaksa hayatın kalitesini kötüden arındırmamakla birlikte her yayın hayatına giren yan etkeni ağır madde, daha umutsuz daha bitkin daha yılgın daha yoz daha kayıtsız daha kaypak daha vaz geçme bağımlısı ve daha varoş iletişimsizliğe izole beterin beterine zavallılık toplumunu aşılayıp sefil fukara yaygaracılığını batakçı kılacağı kaçınılmaz ve kedindir. Bu bakımdan ‘ siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz’ tarz ve türevli ışıldaklarla hep kendini ezik, düşkün, kayıt dışı, kayıp sicilli, hikayesizliği gecesi var gündüzü yok yersiz yurtsuz, ayrı, uzak, hep sokakta, hep debelenen, hep derbeder, hep kovulmuş, hep yaşamın hiç bilinmeyen kıyılarında … okuyup yazmadıkça tedavüle koyan fenomen öncelikli serbest piyasada ilgi uyandırmayacağını, değerli bulunmayacağını, sükse yapmayacağını, kabul görmeyeceğini ve hiçe sayılacağını sanarak hayatın somut dolaşım akışına dair eşdeğerlikli algı bilgi gözlem tanımlama ve gerçeklik duygusu olmayan vıcık vıcık soyut şekilciliği imayı betimlemeyi sembolcülüğü bağlantısızlığı ve yüzeyselliği gerek metinsel yazılara gerekse kalıplaşmış formatlardan kopyalık şiir basmakalıplılığına ( piyasa günceli ortamlara kapılıp gidişlere hiç bir akıl fikir duygu düşünce cesaret ve özgür irade sorgulaması yapmaksızın ) taşıyıcı özgül ağırlığından yoksun parıltılı hükümsüzlük cafcafları yamayıp sıvamayı ne yazık ki kalitesi ve seviyesi sürekli düşen toplumsal çürümüşlükte zorunlu gereklilik sayılmakta.
Evini barkini yastik yorgan bindirip göcüyorsa bile dünya
Carkit bir kamyonun en son gördügü yerde leyleklerin getirdigi bahardan
Sirasidüzinenin efkari devri nam sürüp…
Aksam olmaya yakin vaktinde soguk yüzlü bir duvar gibi susa titresen
Rengi söndükce aldan karaya ufuk ve sis neyde nicede
Hatirladigi kadar ancak yol yola
Sonbahar iklimlerin en bilgesidir
Görmüs gecirmis olgunlasmis yasamis
Yaslanmis,
Dünden aldigini yarina degin biriktirmis bohcalanmis
Kendi devrine gönlü tok sofrasi zenginligin
Ne gördüyse ehlinden ustadan
Hayatinda egitimli deneyimli birikimli katilimci gercekci sorumlu özgür ve bilgili yetkilerle irade sahibi özgün kimlik ve kisilikle varlik gösteremeyen hickimsenin ne yasanmis öyküsü vardir ne de itibara onura iliskili saygin degerliligi.
Kendinden eksik yasayan herhangi bir kisinin, toplulugun veya toplumun ortakca sayginliga deger hic bir bagi felsefesi yükümlülügü sorgulamasi üretimi aiyeti dili sanati edebiyati düsüncesi kaygisi kültürü sevinci derdi etkinligi iletisimi paylasimi olmadigi gibi, saplanip kaldigi sinirsiz yozlasmalar batakliginda saldirganlik kundakla, kurak debelenmeler kudurtur , maval okur, martaval süsler, hamaset okur, hurafe isler, asli esasi olmayan sahteliklere ve sekilcilige kuru gürültüler bagirir cikarir.
Ve hep kendini tekrarlayanligin kuyusunu kaziyarak…
Ne demislerdi „ at buldum meydan yok, meydan buldum at….“ …?
Yerlesik yasamlarini ve aliskanliklarini degistiremeyen DOGAL hayatin insanlari batinin deyimiyle SIVILIZASYON`a, yani ketlesme kalabaliklarina asimile olursa yitip kayboldulari kimliklerinde ve göreneklerinde olmayanlara savrulur yenilir baskalasir dönüsür ve dogalligindan olur. Zamanin getirdiklerine hazirlikli olmayanlarsa sürekli yokluk sorun dert cözümsüzlük ve eksiklik artirarak üstesinden gelemeyecekleri agir bedellerin altinda ve acaginin hep gerisinden gelmeye -cürümeye terk- ezilir dagilir ve bozulur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!