Gurbette akşamlar bir başka çöker,
Hüznü katlar omuzlarina yükler insanın.
Işıkları yanarken bu yabancı şehrin,
İçimde bir çocuk sessiz sessiz ağlar.
Ne diller tanıdıktir burda ne yüzler,
Gözlerimi açtım bir seher vaktinde,
Aralandı ömrün camdan perdesi.
Kimi zaman bir bahar neşesi,
Kimi zaman hüzündür hayat penceresi.
Sokaktan geçenler koşan çocuklar,
Gel gidelim bu şehirden yüreğim,
Gün doğarken taze kuş sesleriyle.
Varsın geride kalsın acı hatıralar,
Gidelim yepyeni huzurlu bir şehre.
Acıları hüzünleri dertleri gömelim,
Göz göze gelince dünya dururdu,
Aşk kalplerde filizlenen bir tomurcuktu.
Bakışlarımız anlattı o büyük sevdayı,
Yüreklerde sevgiler yaşanmadan soldu.
Sadece uzaktan İzledik saklı cenneti,
Ne sen beni anladın, ne ben seni yar.
Zaman ikimizi tüketti bir bir.
Sert esen rüzgarla savruldu yıllar,
Umutlar tükendi bitti sevdalar.
Döküldü yapraklar bağımız soldu,
Gözü kördür görmez kalbin özünü,
Karanlığa dönmüş her bir sözünü.
İnsanı hor ve hakir gören cahiller,
Bilemez aleminin gerçek yüzünü.
Çamurdan can buldu,üflendi nefes,
Kuşlar kadardı benim kalbim,
Gökyüzü kadar sevdim seni,
Ne zaman senin şehrini düşünsem,
Bir sürü Kuşlar havalaniyor yüreğimden.
Ne rüzgarlar geçti bu dalın üzerinden,
Ne hazanlar gördü bu yorgun yürek.
Ama bir an bile şüphe etmedi özünden,
Sadakat sessizce beklemeyi bilmek.
Toprak suya nasıl sadık ve muhtaçsa,
Bir ceviz ağacının gölgesinde zaman,
Durur da usulca yüzüne bakar.
Orada ne bir sitem vardır ne de yalan ,
Toprağın koynundan berrak bir su akar.
Babamın elinin değdiği o geniş bahçe,
Güneşle birlikte uyanırdı bahcemiz,
Meyve ağaçlarıyla süslüydu dünyamız.
Babamın Annemin toprağa değen eliyle,
Bereketle dolardı her bir yanımız.
Bahcenin ortasında coşan kaynak suyu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!