SANMA Kİ!
Sanma ki; Muhammed kızgın çöllerde
Yusuf kör kuyularda kaldı
Sanma ki; İsa çarmıha gerildi
İbrahim ateşe düştü, ateş oldu gül
Her gün biraz daha ölüyorsun
Katillerin vitrinlerine sığmıyor
Sen bu değilsin İstanbul
Geçen gecelerin
Tutulan sözlerin, verilen yeminlerin
Sen bu değilsin İstanbul
SEVDA
Mavi göllerin kızıl göklere çığlıkları gibi
Titriyor üstünde ki allı fistanın
Göçüp gidenlere öyle kucak açar ölüm
Ve çöle düşen veda yağmuru gibi
...
Sevmiyor demişti ya, sevmiyor demişti ya!
En son kopartırken
Yapraklarını papatyalar…
merhaba beğeniyle okudum.Serkan bey sevgi dolu yüreğini kutlarım.
harika... çok beğendim bunu. o kadar güzel anlatmışsınız ki..