Yok hükmündedir hayat .
İki kardeş bir sancı.
Bir cinnet ,
İki masumiyet.
Erkenden gözlerini yumuyor hayat.
Sen de gittin,
Gitmeseydin olmaz mıydı?
Şimdi ne garip hayat.
Duydum,
Çığlıkların varmış,
Söyleniyormuşsun yokluğumda;
Ne renkler kaldı ne tenler!
Siliniyor eskiden kalan son izler.
Ne çok sükut eden var.
Anladım bazen susmak gerekiyormuş.
Çığlık çığlık göz yaşı dökmek gerekiyormuş.
Şimdi eski bir radyoda ses yayılıyor ortamlara,
Eskiden herşey ne kadar güzeldi.
Herşeyimiz sımsıcaktı.
Dostluklarımız kucak dolusuydu.
Sevdalarımız utangaçtı.
Eskiden her şey ne kadar güzeldi.
Eylül;
İçimde tarifi imkansız bir fırtınasın,
Beklentimsin,
Geleceğimsin,
Yaşama dair hevesimsin.
Baharı beklemek kabusum.
Çıkamıyorum kalabalıklardan.
Sesler kulağımı deliyor.
Ey ömrümün gittiği yer!
Seni düşünemiyorum.
Topraktan geldik toprağa döneceğiz muhakkak,
Birileri saklıyor, hak edileni verecektir hak,
Cenin oldun da geldin hak bakidir bak,
Zulüm olsa da dünyada kimsenin ahı kalmayacak!
İleri gidiyoruz kendimizi putlaştıracak kadar,
Anlık sevinçlerin peşinden koşuyoruz.
Yarınları düşünmeden geleceğe koşuyoruz
Var olmanın kaygısını yaşamadan;
Varlığı tartışıyoruz.
Güzel neymiş çirkin neymiş bilmeden;
Hayatı yaşıyoruz.
Zincirlerden yükselirken ağıtlar,
Fecr-i zamanda bekliyor yarınlar.
İkiye ayrılmışken içteki duygular,
Sancısını çektiriyor karanlıklar.
Utangaç gözlerle gidilmektedir yollar,
Hayatın resmi işte tam önümde duruyor,
Kimine ne sitem etmişim de duyulmamış,
Kimine de yenilmişim vakur bir edayla.
Yaşandı ve bitti herşey.
Beklemek en güzeli,
Geçecek!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!