@SERHAT GAZİ:Bir garip hallerdeyim bu akşamüstü,
Adımlarım ağır, yollarım çamur.
Yıllardır sırtımda taşıdığım yük,
Ne bir parça huzur, ne biraz gurur.
Dünya dedikleri bir dar ambarmış,
Bölüşmüş herkes, bize dert kalmış.
@SERHAT GAZİ:Geceye Bırakılan İz
Aramızda kalacak, kimse bilmeyecek bu yükü,
Ağır bir taş gibi göğsüme oturan bu sükûtu.
Hangi duaya sığınsak eksik, hangi kadehe dokunsak kırık,
Gözlerimizin kıyısında büyüyen o eski harabe, o derin bozukluk.
Bir ağacın kırılan dalı gibiyiz şimdi, kendi üstüne düşen,
@SERHAT GAZİ:
Zaman sessizce akıp giderken avuçlarımızdan,
Geriye sadece kalbimizde bıraktığımız izler kalıyor.
Şu fani dünyada neyi aradıysa bu yorgun ruhum,
Hepsini senin bakışlarında, senin sıcacık merhametinde buldu.
Seni sevmek, karanlık bir tünelin sonunda gün ışığına kavuşmaktı…
@SERHAT GAZİ:
Zamanın durduğu o kimsesiz saatlerde oturup düşündüm,
Arkamda bıraktığım yılları, avuçlarımdan süzülen o masum çocukluğu...
Hayat dediğin meğer ne çok şey alıp götürüyormuş insandan;
Sessizce yitip giden günleri, bir daha dönmeyecek o sıcacık sesini.
Şimdi hangi sokağa dönsem, senin yürüdüğün yollar çıkıyor karşıma,
@SERHAT GAZİ:
Bir akşamüstü çökerken içime o bilindik sızı,
Gökyüzünde ararım sana benzeyen tek bir yıldızı.
Gözlerin bir huzur deryasıydı, bakışın merhamet,
Sen gittin ya anneciğim, yarım kaldı sanki bu dünya.
Ellerin vardı senin, duaya kalkan o mübarek ellerin,
@SERHAT GAZİ:
Seni sevmek, gecenin en zifiri vaktinde güneşe inanmak gibiydi…
Bir fırtınanın ortasında sığınacak bir liman aramak,
Ve her defasında yine senin kıyılarına vurmaktı.
İçimde biriken bu derin duygu ve hüzün,
Sana ulaşamayan adımlarımın, dile gelmeyen cümlelerimin yüküdür.
Hani bazı acılar vardır, bağıramazsın; göğsüne oturur da sadece yutkunursun. İçini sızlatan, tek bir dizesiyle gözden tek damla yaş düşüren o kırık dökük şiir:
Geceye bir çizik attım en derinden,
Sorma, içimdeki şehir yıkıldı bugün.
Bir çocuk sustu göğsümün kafesinde,
Gözleri kapıda, elleri düğüm düğüm...
Ben ne zaman bu kadar azaldım bilmiyorum,
@SERHAT GAZİ:
İndikçe derinleşiyor bu karanlık,
Ne giren var bu tenhalığa ne bir uğrayan.
Bir kuyunun dibindeyiz sanki;
Sesi dibe düşen, yankısı göğe varmayan.
Zaman çürüyor köşede, saatler paslı,
@SERHAT GAZİ:
Gözlerinin sularına sığınır gecenin bütün yorgunluğu,
Gülüşün ki, bir şehrin karanlığını tek başına söküp alan güneş.
Senden önce nasıl yaşanmış, nasıl taşınmış bu göğüsteki yürek,
İnan hiç bilmiyorum; sanki ömrüm seninle başladı, seninle aldı nefes.
Dünyanın bütün gürültüsü kalır kapının dışında,
@SERHAT GAZİ:
Ben hayatın rüzgârında savrulup dururken öğrendim tutunmayı,
Kendi içimde bin defa kırılarak, ama asla pes etmeyerek…
Ellerimle katladığım her kağıttan turnaya bir dua fısıldadım geceye;
Her büklümünde bir sabır, her kanadında bir umut sakladım.
Göğe saldığım o turnalar gitti, bana ömrümün en büyük mucizesini getirdi…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!