Ey edeb-i Ali;
Bu neyin hali..!
İşte cari, belli zari,
Verdi zulmü, yetti gari,
Kendi etti,bitti cari,
Nedir cevri, öl de bari,
Aya güneş dedim,
Kandırdım seni ısınman için,
Bozkır rüzgarları esti üzerimizden,
Ne çetindi ha...
Kapandım üstüne sevişmek adına,
Kandırdım seni ısınman için,
Farkı farkeden anlar sözler boşuna
İfadesi mümkün olamaz aşkın
Kan kussa sebebi olmaz
Ruh koşar bedenle imkanı bulur aşkın
İnancın kadere teslimi ibadet
Dilerim..!
Dokuz puntoya manşet olasın,
İlk sayfaya resminle basılasın,
Kararmaz gözün merak etme,
Sandalye düşüp ipte kalasın,
İhtilal’ler yüreğim’de,
Kırık belli trenler kalkıyor gözlerimin önünden
Kim bilir kaç gurbeti çiğnemiş katarlar
Geçiyor peronların önünden
Gözyaşları karışmış yağmura
Çözümsüz dertler gibi akıyor önümden
Karadan kara gördüm yekünün yükleri
Ne güzeldir Hakkari’nin dağları
Edirne’nin Sinan’ı
Muğla’nın balı
Artvin’in sessizliği ne güzel
Şanlıurfa’nın geceleri
Unutamam yüz yıllar önceydi gidişi
Bir kadını dinlerken ifadesi kahretti
Sıkılgan ve mahçuptu cümleleri söylerken
Aşk nankördür diyordu kelimesi mahvetti,
Bir sıfatmı nankörlük, gönül katran karası,
Dikin, dikin öldükten sonra ayak ucuma bir taş,
Alışkanlığınız, dikersiniz öldükten sonra her mezara bir taş,
Bu kadar güçmü güzellikleri konuşmak, sohbet etmek gelecekleri,
Yoksa kirletmekmi maksadınız, daha doğmamış bebekleri,
Bu ne inattır ürer, asırlardır fitneler, aramızda yürürler,
Eller üstünde tabutun, taşıyor seni sen gibi şerefsizler,
Hayalim;
Mutlak ise, hala hayatı idamede karaktersizler,
Heyhat, ne işi var aslanın kafeste,
Çalışır düzeni sirk’in aheste aheste,
Mehtapta yok ki görülsün küreği kayığın,
Bir donu yok giyecek, kalkar Devlet konuşur,
Mesneti çaydan, keyfidir arz olunur,
Bir bakarsın olurya ölçer bir gökdeleni,
Alır şakülü eline eleştirir ilim edeni,
Lafzına baksan, sanırsın aranan deha,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!