Şak şak bekleyen şaire ne desem yahu,
Beynini alda sal çayıra, koyun yemezde it yesin,
Görürde haksızı yazmaz kalemi,
Al kalemi sok derine, bıçak keserde kalem neylesin,
Bir kese zerde yetermi ki nefsine,
Kalem sürmem geriye,işte yazım taahhüt
Ne kağıdın suçu var, ne kalemde taammüt
Sende mert ol göreyim, kaç paralık yüreğin,
Kes kolumu kes kör et, sakın etme taannüd,
Yüzyıllarca öncesi bu kahpeler türemiş,
Öpemem dudağın gözlerin ağlıyor
Dudağın değil, ben seni özlerim
Giderken hasreti bırakmam sana
Hasretin benimle ben seni özlerim
Bilemem bu gurbet neyin sebebi
Böylesi olamazdı yorumun,
Adama bak neler yazıyor…
Ne yazıyor?
-Avrupa birliği iflas etmiştir,
-Tarihleri boyunca, hiçbir devirde biri birine dost olmamıştır,
Yaşıyorum…
Yaşamak denirse kendimce,
Ele muhtaç değilim hele sana gelince,
Verme gelsem kapına bir dilim ekmek,
Tükür yüzüme düşün kendince,
Ne fırtınaydı benimki bil sen,
Mualla’ya sormuşsun
Bana sor…
Ne bilir eller ne çektiğini,
Yön tarifi yoktu yıkımlarımın,
Her cenah’dan estiler…
Nadas mı? Yalan..!
Bin kere yüz milyon yalan,
Gözlerim bereketli,
Ağlatmanızdan,
Pes demek gerekmez,
Namık'ı Namık yazar, ehl-i kalem olsada,
Namık'ı Namık anlar , ehl-i Vatan olsada,
Bülbülün çektiğiyse , dilidir hep belası,
Aynı bülbül hayvanken, hep Vatandır sevdası.
Hoş geldin sonbahar
Bir mevsim daha kapandı gelişinle,
Kış üşüdü yaz özledi insan,
Yaz geldi yakındı susuzluktan,
Dök bakalım yapraklarını ağaçların,
Yakındır yakınması insanların,
Yüzlercesi hüsranla, sonuçlandı hayaller,
Ben demedim yinede, dilinizden bu haller,
Silinemez yazıydı ,kader deyip bekledim,
Ben demedim yinede, sözünüzden bu haller,
Gül kökünden sulanır, sulayan bir el varsa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!