Kokuyor leş gibi, lağım gibi bir şeyler
Ardında bir dağ oluşmuş tezekten ve saire
Körler ve sağırlar düzenlenmiş ahenkler
Ardında yenilmiş tükenmiş niceler ve saire
Kokuyor har gibi, hardan gibi bir şeyler
Yorgunum;
Tarifi gereksiz, sessizliğim onurlu,
Yaşarım...
Bunca şerefsiz yaşarken,
Ölmemeliyim,
Yaşamalıyım hakeza,
Kasaplar kasaplar..
Keserler etleri,
Kestikçe keserler geceleri
Soğuktur gece acımasız..
Rüzgarda gani duraksız..deler..
Deldikçe deler bedenleri
Gül, aralansın dudakların,
Gül görünsün dil bahçelerinde,
Patlatır misali tomurcuk,
Aşığı dil bahçelerinde,
Sonra bir ses duyulur,
Olan olur halka olur, şerefsize değil ki gam,
Kim hatırlar dresden'i, ikonlara değil ki gam,
Yüzbinleri öldürdüler, fırsatçıya müzip bir gam,
İşte böyle örnek verir, sırların efendisi,
Dikkatlice okuyun, atlamayın üç heceyi;
Istanbulu dinlemek, gözleri kapatmadan
Hakikatler bir yara, kendini aldatmadan
Bak bakalım sabahı kim nerede karşılar
Kimi çoktan göçmüştür sabaha ulaşmadan
Ak vapurun sireni uzaklardan duyulur
Düşüncelerim öksüz,
Yetim kalmış ayrılıklardan
Bir ilkbahar yağmuru gibi çiseler gözyaşım
Hasret acıtır güneş yanığı her yanım…
Zift kokulu geceler,
Sıradışı yağmur gibi,
Yağdıran sen, yağan bendim gözyaşlarımla,
Beklenmedik deprem gibi,
Sallanan ben, yıkan sendin günahlarınla,
Artçıları yıllar sürdü,
Döksem varya yaşlarımı,
Bilinmez denizlere,
Sordum; bir damlasam.?
Dedi; geç kaldın,
Bir katre göz yaşı doldurdu senden öncesi,
O Adam yok artık,
İsyanları içinde hapis,
Mahküm olmuş suskunluklara,
Yargılar aleyhte celsede…
İnsafsız jürinin merhametine kalmış…
O Adam yok artık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!