Istanbulu dinlemek, gözleri kapatmadan
Hakikatler bir yara, kendini aldatmadan
Bak bakalım sabahı kim nerede karşılar
Kimi çoktan göçmüştür sabaha ulaşmadan
Ak vapurun sireni uzaklardan duyulur
Otobüsün yolcusu birbirine sürünür
Kim duyarki sireni ayak üstü uyurken
Kim bulmuşki saygıyı itiş kakış giderken
İlk ayazı sabahın otobüsten inerken
Yüzlerine vururda acımasız gün erken
Her bağırma bir çığlık herkes bir şeyler satar
Kimi banket üstünde nasıl olur uyuklar
Üçkağıtçı madrabaz erketeler pusuda
İki kardeş simitçi birbirine vurmakta
Arıyorlar bir keriz uygundur köşeleri
Mezbahadır geceler kadındır köleleri
İlk saatler böylece siste yoksa aşılır
Öğlen olur mideler bir köşede doyulur
Varsa paran bey sensin yoksa yerin boş senin
Darılma sen birader bu şehirde yok yerin
Akşam olur tersine, işler saat dönüşe
Birbirine tıpatıp kopya olur her kare
İstisnadır bazılar daha gün yeni başlar
Özenmeyin a dostlar yalan renkler karalar
Ey Sultanım af edin, ben elçiyim sözlere
Asırlardır harcanmış nice insan boş yere
Bir ülkeki sengine edilmiş Divanda seda
Altınmıdır sorarım yoksa şehirmi feda.
Kayıt Tarihi : 16.03.2007 19:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!