Serdar Tunçluer Şiirleri - Şair Serdar ...

Serdar Tunçluer

Şöyle başlamak istiyorum, kalem benim değil mi...ve fikrimin tek suçlusu bensem kimseyede zararı olmaz yazdıklarımın. Bir tek çekincem kalır ki o’da muadil-i mesnet. İşte bu tehlikeli ne yapsak ki...!
Muadil-i mesnet mi..? basit, ancak baksanıza kalem ne yazdı ' tehlikeli ' diyor...Ee..kalem efendi hadi açıkla bakalım ancak haddini aşma pirincin taşını bana bırak. Pekala sahip..! .Efendim, olur ya yazdıklarınızdan etkilen biri veya birileri, örnek alıp suç işlemelerine sebebiyet vererek suç’a muadil teşkil edebilirsiniz...
Yok canım..! bende seni suçlarım. Sonra yazının iyi tarafını örnek alacak kimse yok mu..? , varda sahip şimdi moda herşeyin menfi tarafını cımbızla çekip seyre devam etmek.
Yok yahu...!
Bana bak kalem efendi, sen işine ben işime bakacağım,haddini aşma bakalım yaz yazdığın yerde... Yaz diyorum...yazıyorum sahip;
Efendim öyle başlık attım iş bitti yok...nerenle vuracaksan,kendine güveniyorsan göstereceksin o kadar.

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Efendi; bir’i eksik olursa olmaz...saçmalama, ciddi ol..!

İyi şey'in reklamı olmaz...

Delikanlı...

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Haçlılar var acınacak...
Vah zavallı bililerim,
Kökü yok ki kazınacak,
Vah zavallı bililerim,

Hangi deden dedi sana

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Mustafa hamallık yaparmış, tebrikler,
Ali ilkokulu okumuş, ne güzel,
Mehmet ortaokulu bitirmiş, harika,
Kemal lise mezunu olmuş, ne ala,
Filiz üniversiteyi bitirip diplomasını almış,
Ayla doktor olmuş,

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Her cümlesini zevk ile okudum iletinizin.
1970 Eylül dört / Prof.Dr.Ayhan ULUBELEN / yer.Yıldız Uni.eski kampüsü./ Çay içiyor ve sakin bir şekilde arakadaşlarımı gözlemliyorum.Bir Hanımefendi yanıma müsaade ile oturdu.Merhaba dedi daha sonra.Tanıştık 'ben Ayhan ULUBELEN '...! .Her hali ile bir öğretmen tavrı vardı, yani diyemezdim bir veli olduğunu.Soramadım, sorgulayamadım orada bulunma sebebini.Ancak o sordu.Elk ve elektro.Y.Müh.Bölümünde olduğumu söyledim.Branşlarımız farklı dedi ' ben kimya bölümündeyim...(Düşünebiliyormusunuz Prof.Dr.olduğunu söylemiyor dahi) .
Enteresan; sohbetimiz Asyadan/ Anadoluya Türklerin bilimsel çalışmaları ve Asya medeniyetleri noktasına gelmişti. Ve bugün hala bu konuların bizim sohbetimiz konusu haline nasıl geldiği ile ilgili hiç bir fikrim yok.Ama sohbet konumuz olmuşlardı.18 yaşında bir insandım...fakat O benim ile, yaşımı dahi unutturarak öyle bir derinliğin içerisine dahil etmişti ki anlatamam.
Ben bir anda konuyu çok etkilendiğim ' temizlik ve kanalizasyon ' mevzusuna çektim.Çünkü temel insanın görevleri yani uz’ları ne olursa olsun iş bu konu o değerlerinden dahada önemli bir temel konu idi / bilimden önce! . Şaşırmadım lütfen devam edermisiniz deyince...Esans ve tarihçesini Louvre sarayına çekip sohbeti netleştirdim.Çünkü Eğitim; Ahlaki değerlerin temeli noktasında, gerek İnsani gerekse Hukuki parametrilerin görünen ve izlenebilir fakat irdelenemez hali durumuna geldikçe; gelecek itibarı ile, eğitimde alsalar, hatta en uz noktalarada gelseler, ahlaki çöküntü, körlüklerine sebebiyet verir ki, bugün Globallik tarifinde, bazı zümrelerce, eksikliği tesbit edildiği halde ' acaba nerede hata yapıyoruz ' diyerek düşünüp ortaya bir türlü koyacak bir çıkış yolu bulamadıkları soyut ve kavranamayan bir kavramdır günümüzde.
Nerede kaldı ki daha Asyadan Anadoluya Türkler, nerede kaldı ki Asya medeniyetleri konusu...yani Elhamranın dili yok ki konuşsun ve Ebul-İz El-Cezeri El-Kurdî anlaşılsın.
Çünkü hala yıkanmayı öğrenemeyip küvete onlarca litre su koyup köpük ile yıkanan, ayrıca tahret almayı bilemeyip tuvalet kağıdı ile zımparalanan, yüzlerce geyik, morina ve kediyi katlederek güzel kokmaya çalışan genel çoğunluğun günümüzde, Louvre sarayındada antiuanet’in fiyonklarını unutmuş olmalarına akıl ermediği gibi, Sinan’ın gerek kanalizasyon yollarını gerekse su şimşirlerini katleden zümreyide içimizde bilemeyenler dışında bilenlerini metro yaptıklarından alkışlayan zümrelere şaşmamak gerekiyorsa...O zaman o kanalizelerin matematiksel hangi prensibe göre kotlarının oluşturduğunuda tarihe gömerek Jean giymelere tabiiki normal bakılır çıkar.

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Hamdı Hami, Hay dı Çalap,
Pişti yani oldu kani,
tekti Hami, Birdi Tevvab,
Yandı yani oldu Vehhab

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Vuruldu bitti yaşam
Kahpe kurşun geceden
Pusu kurmuş çekirge
Emir almış pireden.. höst be..!

Kalkar geçer izleri

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Açın..! , açın kapıları çıkmamız gerek,
Akıl dolmuş içeri delinin kaçması gerek,
Tersine dönmüş her şey birinin bilmesi gerek,
Ne ne gerek hemşerim delinin gitmesi gerek,

Bad-ı sabah diyorlar ettiğim küfüre,

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

Sür sefanı be heybetli, koy elini enseye,
Çık bakalım kürsü senin, öt bakalım zümreye,
Söyle durma akıl senin mağrur ol,
Ol bakalım dinleyelim,zalim olma narin ol,

Çevir kazı etme sakın bulunmazdan biridir

Devamını Oku
Serdar Tunçluer

21.03.1999

Baba…
Gül dikeni ile sevilir,
Bülbül ötüşü ile,
Gün güneşi ile bilinir,

Devamını Oku