Vazgeçtim yaşamaktan
Yaşamak buysa.
Titrek ışıklarında hüznün
Umudumu yitirdim.
Vazgeçtim insan olmaktan
İnsanlık buysa.
Bir bulut olsam da yağsam üstüne....
Akan her damlamda kansam sevgine...
Daralan yüreğim salsam üstüne
Sever misin ey yar, aç yüreğini.…
Dönsen geçmişe,baksan geriye...
Kimi an bebeksin,annenin kucağında,
Kimi an çocuksun,elinde çantanla.
Ağlıyorsun susturuyor annen,
İstiyorsun, alıyor baban.
Fırtına öncesi sessizlik yoktu
Ve birden koptu yürekte çığlık.
Esen ne, karayel mi?
Yıkıp gitti o dağ gibi yüreği.
Bir fırtına yaşandı ki
Nicedir yoksun,
Sen yoksun
Selamın yok
Gölgen yok
Kokun yok…
Nerdesin?
img src='http://www20.uludag.edu.tr/erdinc/rose1.gif'
Ötelemek kolay geldi belki
Ya da çizmek bir kalemde
Bu davetsiz aşkı.
Yürekteki izi silinmezdi belki,
Varlığınızı saran eski sevdaların.
Bir ben miyim bu acılarla kahrolan? Nedir ki yaşananlar? 'Yaşandı ve bitti.' demek, bu kadar kolay mı? Hiç mi iz kalmıyor insanlarda bazı duygulardan, unutmak bu kadar kolay mı?
Lamartine, 'Göl' şiirinde ne güzel anlatmış içindeki fırtınayı! Cansızlardan - dağdan, taştan, dereden, esen rüzgardan- mı hatırlamalarını umacağız yaşanan aşkları?
Elimize aldığımız bir kitabın içinden çıkan bir kuru gül ya da bir kuru yaprak, dalıp gitmemize neden oluyor.
Böyle mi olacaktı, bunu da mı diyecektim? Hayatın insanı savurup bir tarafa attığına mı yanayım, omzumdaki yüklerin ağırlığına mı kızayım, yüreğimin sızısına mı bilemedim.
Durup da düşünüyorum gidenleri, Ahmet Haşim'in Merdiveninin neresindeyim diye düşünüyorum. Çok mu düşünüyorum, hayır...Sorguladığım kendi yaşamım...Durup durup seni düşünüyorum, demiş ya şair, ben de durmadan, hiç durmadan seni düşünüyorum ve ciğerparem büküp de kalakalıyorum hayalinin huzurunda.
Seni tanıdığım güne lanet ediyorum, diyenlere hayret ediyorum. Nasıl dili varır ki insanın sevdiğine bu sözleri demeye. Oysa ben …ben neler söylemek, neler yaşamak isterdim seninle…ve yok gülüm, yok…Bunlar hep düşler denizinde saklı…Seni, ellerimin içine hapsettim… Seni gözlerimin içine hapsettim…ve seni yüreğime sakladım…Nasılsın, nicesin şimdi… Seni, dağlara emanet ettim, seni yollara emanet ettim…Beni unutursun demedi hiç yüreğim, hiç demedi. Bildi ki yüreğim, silinmez bu sevda…Anladı ki gönlüm, unutulmaz bu sevda…
Sevda bir coşkun nehir, kapılan çıkamaz kıyıya…Çıktığında…zaten sevdası bitmiştir.
Yürek, yazmışsa sevilenin adını…mümkün mü unutmak…Git desen gidilmez, gel desen gelinmez bir dönemeçte kalakaldım. Gözlerimi seviyorum seni gördü diye, kulaklarımı seviyorum sesini duyurabildi diye, ayaklarımı seviyorum sana getirdi beni diye, ellerimi seviyorum sıcaklığını hissedebildi diye…




-
Ercan Keskin
-
Selma Şengören
-
Kubra Aydemir
Tüm YorumlarAynı yaşam dönemi şairleriyiz ...lügatimiz aynı
Dilimiz kekrek her bakımdan şiirsel benzer oldugumuzu gördüm ilginç geldi bana belki de yanılıyorum.
S evgiye hasret canlara hayat verensin
E skimez dostluğun güneş gibisin
R aks eder renkler gökkuşağında
A mber kokulu diyarın sesisin
P embe güllere yumak olmuş gönlümdesin..
Değerli Dost ve Güzel İnsana..Şiirleri okunası güzellikte, Sevgi ve Saygımla..
serap hocam siirleriniz çok süper...
siz kendiniz de süpersiniz
en içten dileklerimle
sizi çok seviyorum...