Elimde bir kırık saz,
Düşmüşüm bir yabancı ele
Yangını yangınım mı,
Alevi alevim mi
Bilinmez.
Ey yar,
Cana can katmak nedir bilir misin; yüreğinin her bir katresine o canı koymak ve onun için yaşamaktır.Attığın adımda, yürüdüğün yolda, aldığın nefeste onu hissetmektir.
Sevdanın mekanı yok, zamanı yok, yeri bucağı yok.Yumruk kadar yüreğin neresine sığar dağlardan yüce sevda bilmiyorum ama bildiğim bu sevda yaşama gücümü kesmiyor.Daha çok yaşama arzusu veriyor bu garip, bu boynu bükük, bu yaralı gönlüme.
Ne soluğunu hissederim ne gölgende bir izim var.Uzak diyarların türküsünde salınırken sen, ben seni düşlerimde severim ve bir gün, bir an bile sitemim olmaz ne hayata ne sana ne seni Yaradanıma.
Can, can içre can.Dün yolda bir can ruhunu teslim etti, kimsesi yoktu yanında.Öylece bir anda düşüverdi ve gitti.İçim yandı yalnızlığına, sonra düşündüm de ferahladı içim.Yüreğinde bir can vardır mutlaka canı kadar sevdiği ve onun sevgisiyle gitti yolculuğuna...
Buğulu gözlerin derinliğinde, kar bulutunun güzelliğinde, gece mehtabın ışıltısında, gündüz hayallerin esintisinde seni aradım; seni sordum tüm evrene, herkes 'Burdaydı.' dedi...
Dünyayı görüp de seni göremiyorsa bu gözlerim, gözlerime lanet olsun; tüm acıyı hoşgörüyle yoğurup güleryüzle sunan bu yüreğime lanet olsun seni hissedemiyorsa...
Canımsın dediğimde bin kere sızlarken içim, senden bir haber getirmeyen rüzgara sözüm yok; belki-bir umut- selamını getirir diye.
Sevgi, bir ibrikten damla gibi,
Akıverdi yüreğime can gibi.
Kah bir ananın bakışında,
Kah bir yavrunun gülüşünde,
Olur ya bir gün benden haber alamazsan,
Nerdedir diye arayıp durma.
Beni kelimelerin şarkısında-
Beni şiirlerin hamamında
Sevda türküleri söylerken bul.
Ey yar,
Ellerimdeki kır çiçekleri kokmuyor artık,
Gönül duraklarında bekleyişlere
Seni hayallerimin içine tutsak ettim,
Herhangi bir yerde ya da zamandayız artık seninle.
Başbaşa oluşumuzun bu ilk günü...
Gözlerim kamaşıyor gözlerinin ışığından...
Allahım bu ne büyük mutluluk!
Ne ektin ki sen de, ne biçeceksin?
Tükettin şu ömrü, görmedin beni.
Senin bu çöl gel al,ne içeceksin?
Keşke gölgeni uğurlayabildiğim gibi
Anılarını da gönderebilseydim …
Gözyaşlarımda saklı kalacağını bilip de
Gitme, demeyi becerebilseydim keşke…
Duvarlarla arkadaş olurken
Biz olmanın güzelliğini unutsaydım keşke…
Bilinmezliklerin denizinde savrulurken yürekler,gözler kal deyip yürekler git diyorsa...öyle büyüktür ki yüreğin yarası...kimse çözemez bu kör düğümü...Gitme, demek de kolay değilken ne zordur yüreğin işi...Hayat...Acımasızlığını her safhasında gösterirken insana an be an, sadece güler yüzle bakabilirsek onu yeneriz...Kim bilir...Hayatın gücüne karşı sevgi ve hoşgörü...Dayanabilir mi yürek...Kim bile?




-
Ercan Keskin
-
Selma Şengören
-
Kubra Aydemir
Tüm YorumlarAynı yaşam dönemi şairleriyiz ...lügatimiz aynı
Dilimiz kekrek her bakımdan şiirsel benzer oldugumuzu gördüm ilginç geldi bana belki de yanılıyorum.
S evgiye hasret canlara hayat verensin
E skimez dostluğun güneş gibisin
R aks eder renkler gökkuşağında
A mber kokulu diyarın sesisin
P embe güllere yumak olmuş gönlümdesin..
Değerli Dost ve Güzel İnsana..Şiirleri okunası güzellikte, Sevgi ve Saygımla..
serap hocam siirleriniz çok süper...
siz kendiniz de süpersiniz
en içten dileklerimle
sizi çok seviyorum...