Seni Yaşarım
Seni andıkça
kendimden eksilirim.
Öyle bir eksiliş ki bu,
adını koysan aşk,
sussan yangın...
Ben çoştukça yanarım,
yandıkça ağlarım.
Senin gözünde bir damla yaş görsem
“yalnız değilsin” diye
kendi canımdan koparıp
bir parça acı bırakırım yanıma.
Sen dersin ki:
“Ağlama... Gül biraz.”
Gülerim.
Ama bilmezsin,
ben güldükçe içim ağlar,
içim ağladıkça
sana biraz daha yanarım.
Gece olur...
Sen fısıldarsın:
“Sus...
Kimse bilmesin aşkımızı.”
Aşkıma kilit vurursun,
yüreğime zincir.
Ne fayda...
Ben senin kilidinle açılır,
pranganla sana bağlanırım.
Susarım.
Öyle bir susarım ki
içimde binlerce türkü
senin adını söyler.
Ve sen duymazsın.
Çünkü bazı aşklar
dile gelmez sevgilim,
insanın kanında dolaşır.
Seni andıkça
kendimi unuturum.
Gözlerinin içine baktığımda
dünya çekilir önümden.
Ne ben kalırım,
ne gece,
ne zaman...
Bir sen.
Bir de
sana sığmayan şu gönül.
Ben seni yaşadıkça
sarhoş olurum.
Aşkınla çoşarım,
çoştukça susarım.
Çünkü insan
sevdiğinin yanında
bazen konuşarak değil,
kendinden vazgeçerek sever.
Ben senin için
öldükçe yaşarım.
Her ölümümde
biraz daha doğarım sana.
Varsın kimse bilmesin.
Varsın aşkımız
gecenin koynunda saklı kalsın.
Ben bilirim.
Sen bilirsin.
Bir de
bizi birbirimize yazan
O bilir.
Gerisi...
Bir avuç dünya gürültüsü.
Ben seni yaşarım.
Kendimi unuturum.
Ve adın düştüğünde içime,
Kendimden geçer,
sana varırım.
Kayıt Tarihi : 8.08.2026 11:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!