Anlattım…
Ama anlamadılar beni.
Anlamak da istemediler zaten.
Sözümü böldüler,
yarama kendi elleriyle merhem sürdüler;
oysa ben merhem değil,
beni anlasınlar istedim.
Nihayet sustum.
Dedim ki:
“Bırakın da susayım biraz,
belki suskunluğum anlatır
anlatamadığımı.”
Saygı duymadılar susuşuma.
“Konuş ki anlayalım,” dediler.
Konuştuğumda dinlemediler.
Dinlediklerinde duymadılar.
Duyduklarında ise
kendilerinden başka kimseyi görmediler.
Herkes bir elbise biçti üzerime,
kendi ölçüsünden,
kendi yarasından,
kendi korkusundan.
Beni değil,
kendilerinin görmek istediği adamı
giydirdiler bana.
Nihayet gitmeye karar verdim.
Arkamdan seslendiler:
“Gitme!
Anlat ki anlayalım.”
Ah be güzelim…
Ben neyi anlatmadım sana?
Geceyi anlattım,
içimde büyüyen sessizliği anlattım.
Yorulan kalbimi,
kanayan yerlerimi,
kimseye göstermediğim
o derin kuyuyu anlattım.
Ama siz
dinlemediniz bile
yorgun ruhumu.
Şimdi gidiyorum.
Arkamdan bakmayın.
Çünkü ben kaçmıyorum sizden;
anlaşılmamaktan yoruldum.
Ve bilin ki
bazı insanlar susarak değil,
anlatarak tükenir.
Ben de tükendim.
Şimdi susuyorum.
Belki bir gün
sessizliğim ulaşır size.
Anlaşılmadığı yerde
kendimi daha fazla kaybetmemek için
susarak gidiyorum.
Kayıt Tarihi : 20.08.2026 05:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!