Bir gün eski bir kitabı açarken
Arasından adım düşerse önüne,
Sayfayı sessizce kapatma;
Bir an dur, dokun o geçmişe.
Parmaklarının ucunda kalan toz
Birlikte eskittiğimiz günlerdir.
Okuyamadığın silik satırlarsa
Sana söyleyemediğim cümlelerdir.
Biz aynı ateşin çevresinde
İki ayrı yalnızlık büyüttük.
Birbirimize yaklaşmak isterken
Aramıza görünmez sınırlar ördük.
Ne sen bütünüyle suçluydun
Ne de ben masum kalabildim.
Seni kendimden koruyayım derken
En derin yarayı yine ben verdim.
Sonra her şey yavaşça değişti;
Masadaki fincan, odadaki sessizlik…
Sen gittikten sonra anladım,
Yokluğun da ağır bir misafirlikmiş.
Günlerimi sıradan şeylerle doldurdum,
Erken uyudum, geç uyandım.
Her sabah yeniden başlar sandım;
Her gece aynı yerde tamamlandım.
İnsanların arasına karıştım,
Yeni yüzler ve sesler tanıdım.
Fakat kim yanıma yaklaşsa
Aramızda senin boşluğuna rastladım.
Kendimi senden kurtarmak için
Hatıraları tek tek kaldırdım.
Ne kadar uzağa koyduysam seni,
O kadar yakınımda buldum.
Şimdi senden bana kalan şey
Ne bir fotoğraf ne de bir eşya.
İçimde yerini değiştirmeyen
Adını bilmediğim bir ağırlık yalnızca.
Belki yıllar sonra sen de
Bir sabah sebepsizce duracaksın.
Eksikliğini anlayamadığın bir şeyi
Odadan odaya arayacaksın.
İşte o anda beni hatırlarsan
Üzülme, kendini suçlama.
Bazı insanlar ayrılıp gitmez;
Yalnızca başka bir biçimde kalır insanda.
Ben de seni böyle taşıyacağım:
Kimseye göstermeden, anlatmadan.
İçimde kapanmayan bir parantez,
Sonuna hiçbir nokta koymadan.
Söz: Emir Ergin Koç
Emir Ergin KoçKayıt Tarihi : 2.09.2026 18:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!