Bütün camlar kırılmış
Rengi yok duvarların
Dağılmış her köşeye
Nilüfer çiçekleri,
Saymadım bu kaçıncı
Sorsan belki tanımayız
Bu hangi mevsim
Hangi yıl,
Hangi ay,
Hangi gündeyiz
Bütün boşvermişliği üzerimizde
Yoruldum kahrolası hayatın yokuşlarında
Tükendim,tökezledim kaldım düştüğüm yerde,
Bu sefer tamam deyip yine yanıldığımda
Yeniden kaybediyorum kendimi her seferde..
Susarım suretimden düşüncelerim akar
Gözlerim karanlığın seyrine bir mum yakar,
Çınlayan silsilesi inletir sokakları
Gem ile dizginlenip yeniden ufka bakar..
Attığım her adımda silinmez izim kalır
Yeşillenip çağlarken, o büyülü bakışlar
Aşık kalbinde ince gümüş renkte nakışlar
Dağ olsa yıkılacak yekpare duruşlarda
Bir fırtına koparır her kalbî vuruşlarda
Sanırsın gökte Yıldız,Ay ile sarmaş dolaş
Ay'ın gölgesi düşer dalgalarda bir telaş
Soluyor renkler, soluyor her şey
Ben soluyorum
Ulağı olmuşum zor zamanların
Her şey aynı gözümde
Daralıyorum..
Zevki sefa içinde gününü gün ederken
Hiç aklına geldimi bir gün paslanacağın
O heybetli bedenin diyar diyar gezerken
Hiç aklına geldimi bir gün yaşlanacağın..
Aşındırıp dururken bilmediğin yolları
En olmadık anında
Ve en zor zamanında
Beni düşün sevgilim
Ve gör rüyalarında,
Ayrılmış olsak bile
Ben hala seninleyim
Söküp attım mührünü
Gönlümün kapısından
Bağım, bağın değildir
Derme yekta gülümü,
Şad ile ötmez artık
Mihrap karanlığından
Uçabilmeli insan arada bir
Gezinmeli bulutlarda
Koynunda ısınmalı güneşin
Koşmalı yıldızlarda
Bir çocuk masumiyetiyle sevmeli insan,
*İnsanı, doğayı ve hayvanları da..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!