İstanbul'un tebessümü kayboldu neredeyse
O şen kahkahasını, gülüşünü özledim,
Serin rüzgarlarında sahilinde uçuşan
Martıların çığlığını, danslarını özledim..
İstiklal'in yol boyunca huzur veren suretini
Söküp attım mührünü
Gönlümün kapısından
Bağım, bağın değildir
Derme yekta gülümü,
Şad ile ötmez artık
Mihrap karanlığından
Uçabilmeli insan arada bir
Gezinmeli bulutlarda
Koynunda ısınmalı güneşin
Koşmalı yıldızlarda
Bir çocuk masumiyetiyle sevmeli insan,
*İnsanı, doğayı ve hayvanları da..
Sorsan beni nerde nasıl
Kaç gecedir düşmek deyim
Soğuk kaldırımda fasıl
Geceyi gün etmek deyim..
Nasırlanmış ayaklarım
Hiçbir şey eskisi gibi değil
Ne sen anılardasın artık
Ne ben boş odalarda
Bir kaç resim kaldı geriye
Adına mâzi denilen,o sandıkta
Korktuğumuz gibi hayat
En olmadık anında
Ve en zor zamanında
Beni düşün sevgilim
Ve gör rüyalarında,
Ayrılmış olsak bile
Ben hala seninleyim
Ne kadar uğraşsamda olmadı inan
Seni unutturmaya yetmedi zaman,
Bir kaç resimdi yalnızca maziye kalan
Hala aklımdasın hala uzağımda...
Yokluğunda çareler aradım durdum
Unutmadım yaşanan her ne varsa
Acı veren mazide kaldı yüz'üm
Üşüyorum karanlık ne zaman doğsa
Dışım bahar görünsede hep güz'üm...
Kaybolurum kalabalık içinde
Yine acı
Yine elem
Yine keder dört yanım
Huzura, tebessüme hasretliğim bitmiyor,
Kirpiğimin ucunda asılı durur öfkem
Ne kadar çok yansamda
İlk değil bu başımda,esen kara bulutlar
Hayatımda tatmadık,tanımadık acı yok,
Sen gönlünü ferah tut,beni sever korkular
Gör ki payıma düşen,derdin de ilacı yok...
Sana kızıp darılmam,gücenip,gönül koymam




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!