İnce ince işlenmiş arnavut kaldırımı
Baştan sona süslemiş sokağın gerdanını.
Yüksek kerpiç duvarlar saklıyor sırlarını
Gençliğimin cenneti alemdar sokağının..
Görkemli manzaraya uzanan yokuşları
Kulak ver sesine Aşık Ozan'ın
Buram buram Anadolu anlatsın
İlmek ilmek şairlerin dilinden
Yağmura karışan dolu anlatsın..
Yaylaları, meraları, çayları
Aynı gökyüzüne bakıp
Aynı havayı solumak
Aynı güneş’le ısınıp
Aynı yağmur’la ıslanmak,
Yetermi sanıyorsun bunlar
Benliğimi avutmaya
Ayrılığın iki gözü kör olsun
Ben seni görmeden, duramıyorum
Kutsalım üstüne yeminler olsun
Sensiz tek bir hayal kuramıyorum..
Hangi limandasın gelip, alayım
Hiç hesaba katmıyoruz ölüp’te uyan’mayı
Kabir sual’lerini yanıtsız bırakmayı,
Üç günlük ömrümüzün sanki sonu yok gibi
Bizi sona yaklaştıran unuttuk yaşlanmayı..
Ne mutlu bir çocukluk
Armağan ettin bana
Özledim o günleri
Çok özlüyorum babam,
Öyle sevdin ki beni
Adeta taptım sana
Benim senden başka gayem emelim yok biliyorsun
Uzağım sen yakınım sen düşlerim sen biliyorsun,
Boş bir umuda sarılıp çırpındıkça batıyorum
Hiç umut vermeden bile beni sana çekiyorsun..
Ateşinle yanar durur kül olur savrulurumda
Her gün yeni bir dram yeni bir imtihanla
Yüzleşiyor sessizce sineye çekiyoruz,
Kendimizi kandırıp uyduruktan yalanla
Doğruya yüz çevirip eğriliyoruz bey’ler..
Kan oturmuş gözlerine kurşun değmiş sözlerine
Yangın yeri bin perişan, ateş düşmüş ciğerine,
Çekip gitmiş tebessümü acılar delmiş göğsünü
Keder kaplamış yüzünü perde inmiş gözlerine,
Biz seninle olamadık
Mağlubuyuz duyguların
Yenildik iç savaşlarda
Kaybettik birbirimizi,
Gelemedik üstesinden
Bitmeyen o sorguların




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!