Saklanan bazı gerçekler,
Vurulmuştu yüzlerine.
Dinlese hak verecekler,
Peygamberin sözlerine.
Ehl-i Kitap uyarıldı,
Vardır benzeyen yanları,
Bitmez hiç hezeyanları,
Yalan dolan beyanları…
Hristiyan haddini aşmış,
İsa’ya (as) “Allah” der; şaşmış.
Hükümleri koyan Rabbimdir,
Söz düşmez sözünün üstüne.
Aksini diyen; o da kimdir?
Sürünür yüzünün üstüne.
Gereğini yapmalı aktin,
Musa (as) kavmine geçmişten bahsetti:
“Allah size birçok nimet bahşetti,
Kiminiz hükümdar olup hükmetti,
Kimisinin görevi risaletti.
Allah Arz-ı Mukaddes’i vadetti,
Mekânların arasında,
Kâbe’nin değeri başka.
Onu görme sırasında,
Müslümanlar gelir aşka.
Hazreti Âdem’den (as) beri,
Müslümanlar çıktı yola,
Niyet, umre ziyareti.
Kaldı bir sonraki yıla,
Üzdü bu karar ümmeti.
Mekke’miz fethedilince,
Hazreti Âdem’in (as) iki evladı;
Hâbil ve Kâbil’dir onların adı.
Aralarındaki sorun uzadı,
Her ikisi de bir kurban adadı.
Hâbil sundu malın en iyisini,
Helal dairesi çok geniş,
Haramlardan uzaklaş yeter.
Müslümanlara bu sesleniş,
İslâm ile kucaklaş yeter.
Bellidir haram kılınanlar:
İşitin ey insanlar bu ayeti!
Rabbimiz yasaklamış cinayeti.
Uyma şeytana bozup da niyeti,
İki dünyada hüsran nihayeti.
İnsan hayatı kutsal; değerlidir,
Gitmez ise de hoşa,
Çıkamadılar başa,
Çabaları boşa…
Kâfirde ümit söndü,
Mağlubiyet göründü.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!