Dünya gurbetinde çekti birçok zahmet,
Gönderildi âlemlere, oldu rahmet,
Salat selam olsun Sana, ya Muhammed!..
Sonuç çıkmadı müşriğin çabasından,
Vazgeçmedi asla kutsal davasından.
Gayb ve bilinmezlik; incecik bir çizgi,
İnsanoğlu bu konuya duyar ilgi,
Sadece yüce Allah’tadır bu bilgi…
Gaybın anahtarları O’nun katında,
Arama kâhin ve arrâfın tahtında.
İnanır, biliriz ölüm haktır,
Ahirete giden basamaktır,
Hep yakın; sanma benden uzaktır…
Kapılmayasın kibre gurura!
Kaçış yok; girilecek çukura.
İnsan cüz’i iradesiyle seçer,
İşledikleri kayıtlara geçer,
Gün gelir; o da bu dünyadan göçer…
Azrail alır emanet canını,
Ölmeden önce düşün o ânını.
Müşrik, yaşantısında düşünce dara,
Çareler arar; düşünür kara kara,
Atar avazının çıktığınca nârâ…
“Ne olur kurtar bizi ya Rabbi bundan!
Sadece Sana inanacağız candan.”
Alay edici sözlerle,
İslâm dinine laf atar.
Eğlenir durur sizlerle,
Kibirlenip çalım satar.
Ayrıl hemen o meclisten,
Ürettiler türlü bahane,
Kaldılar tevhide bigâne,
Tavırları ise hasmane…
İnse de yazılmış bir kitap,
“Bu büyüdür” olurdu cevap.
Bulmuşken gideceğin dosdoğru yolu,
Dinden dönüp batma şirkin çukuruna!
Aklın al başına ey Allah’ın kulu!
Kulak ver O davetçinin buyruğuna!
Kötülükten, günah işlemekten sakın!
Öyle bir devir ki; unutulmuş Mâbut,
Bir Allah inancı değiştirmiş boyut,
Her tarafı kuşatmış çeşit çeşit put,
Hazreti İbrahim uyarmış bir umut…
Babası Âzer’e: “Sen ne yapıyorsun?
Rabbe şirk koşmak tevhit inancına ters,
Verilmesi gerekliydi iyi bir ders.
Hazreti İbrahim şöyle yol izledi,
Yıldızı, ayı ve güneşi gözledi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!