Mekke dönmüştü zindana,
Zulüm vardı Müslümana
Resul başvurdu bir plana,
İlk hicret Habeşistan’a…
Kralı; adalet simgesi,
Resul kıyametten söz edince,
Düşündü sahabe ince ince,
Bir de hükümler koydu kendince…
Olmak istediler gece kâim,
Gündüz vakitlerinde de sâim.
Bilerek yemin edildiyse,
Bağlı kalınmalı, bozulmaz.
O iş, dinin menettiğiyse,
Yemini bozmak kaçınılmaz.
Yeminde nelerdir kefaret?
Sözüne kuvvet kazandırır,
Allah’ın adını anarak.
Muhatabını inandırır,
Yemin lafzını kullanarak.
Yemin kastı yoksa niyette,
Dünyada kolay para umar çokları,
Şimdi çeşit bol; geçmişin fal okları,
Sonunda yaşanır hayatın şokları…
Kumar oynarken öldün öldün canlandın,
“Ya tutarsa” diyerek heyecanlandın.
Bizzat ilahi yasakları deldin,
Her şeyi bir kalemde atıp sildin,
N’oldu, ey mümin! Sen böyle değildin!
Hani hükümleri bilen duyandın,
Şimdi sen de haramlara boyandın.
Erir gider ömür denen sermayen,
Faniyiz hepimiz, ölüm muayyen,
Düşün, sor! Nedir yaratılış gayen?
Çıkmaz sokakta gezdin, oyalandın,
Hâlbuki bilirdin; sen de yalandın.
Hiç inanmayan bile,
Yaratıcıya muhtaç.
Zor anda gelir dile,
İnsana gelir ilaç.
Tevhitten uzaklaşan,
Allah’a ve Resul’e,
Daim itaat gerek.
Varmak için menzile;
Güzel icraat gerek.
İslâm dininde temel:
Mümin başıboş değil,
Kurallara uymalı.
Hakk’a olmalı meyil,
Ayetleri duymalı.
Bu nasıl imtihandı?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!