Meryem oğlu İsa açtı elini:
“Rabbim, bize gökten bir sofra indir!
Nasip et havarinin emelini;
Bayram olsun bugün; bizi sevindir!”
İndi sofra bulutlar arasında,
Hristiyanlar tevhitten saptı,
Meryem’i, İsa’yı Rab yaptı,
Onların ahiri azaptı…
Kaynağı sorulur teslisin,
Bu işin faili sen misin?
Öyle bir gün ki; titrer beden,
Hesaplar dökülür ortaya.
Küçük-büyük ayırt etmeden,
Takılır hepsi de oltaya.
Dünyada doğruyu söyleyen,
Tedbiri bırakma elden!
Düşmanlar pusuda bekler.
Hepsi çalar aynı telden,
Değişmez kötü istekler.
Kapıldı sinsi arzuya,
Her kabileyi temsilen,
Seçildi on iki kişi.
Söz vermelerine rağmen,
Caydı; unuttu geçmişi.
Buyurdu yüce Rabbimiz:
Kendileri için derler:
“Allah’ın yardımcıları.”
Yahudilere benzerler,
Hristiyan yalancıları.
Saklanan bazı gerçekler,
Vurulmuştu yüzlerine.
Dinlese hak verecekler,
Peygamberin sözlerine.
Ehl-i Kitap uyarıldı,
Vardır benzeyen yanları,
Bitmez hiç hezeyanları,
Yalan dolan beyanları…
Hristiyan haddini aşmış,
İsa’ya (as) “Allah” der; şaşmış.
Hükümleri koyan Rabbimdir,
Söz düşmez sözünün üstüne.
Aksini diyen; o da kimdir?
Sürünür yüzünün üstüne.
Gereğini yapmalı aktin,
Musa (as) kavmine geçmişten bahsetti:
“Allah size birçok nimet bahşetti,
Kiminiz hükümdar olup hükmetti,
Kimisinin görevi risaletti.
Allah Arz-ı Mukaddes’i vadetti,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!