Birçoğu inkârda müdavim,
Düşünmez: “Ne olur ahvalim?
Malum… Lânetlenmiş bir kavim…
Almışlar Dâvûd’un (as) âhını,
Nasıl yaparlar izahını?
Haram içerisinde yüzen kullar,
Allah’ın rahmetinden uzaklaşır.
Hayra çıkar ise gittiği yollar;
Cennete bir adım daha yaklaşır.
Hafıza-i beşer,
Malul nisyan ile.
Bazen de işler şer,
Yaşar isyan ile.
Ne sözler vermiştin,
Birçoğu hak yoldan çıktı,
Tevhid inancını yıktı,
Bu ne biçim kıskançlıktı!
Sonu azap; karanlıktı.
İsyan etmek var kanında,
Mühim konudan biri; hak,
Allah soracak muhakkak.
Kimler nelere müstahak?
Kullar görecek muhakkak.
Bir kavme karşı varsa kin,
Yahudi-müşrik imansız,
Düşmandır; hem de amansız.
İncitirler canlı-cansız,
Geçinmek çok zor; imkânsız.
Hristiyanlara gelince;
Mekke dönmüştü zindana,
Zulüm vardı Müslümana
Resul başvurdu bir plana,
İlk hicret Habeşistan’a…
Kralı; adalet simgesi,
Resul kıyametten söz edince,
Düşündü sahabe ince ince,
Bir de hükümler koydu kendince…
Olmak istediler gece kâim,
Gündüz vakitlerinde de sâim.
Bilerek yemin edildiyse,
Bağlı kalınmalı, bozulmaz.
O iş, dinin menettiğiyse,
Yemini bozmak kaçınılmaz.
Yeminde nelerdir kefaret?
Sözüne kuvvet kazandırır,
Allah’ın adını anarak.
Muhatabını inandırır,
Yemin lafzını kullanarak.
Yemin kastı yoksa niyette,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!