Meryem oğlu İsa; Allah’ın Resulü,
O da bir insandır; Yaradan’ın kulu.
Kimi verdi İsa’ya (as) ilahlık rolü,
Bağışlanma dilerlerse var af yolu…
Ey Hazreti İsa’yı ilah sayanlar!
Birçoğu inkârda müdavim,
Düşünmez: “Ne olur ahvalim?
Malum… Lânetlenmiş bir kavim…
Almışlar Dâvûd’un (as) âhını,
Nasıl yaparlar izahını?
Haram içerisinde yüzen kullar,
Allah’ın rahmetinden uzaklaşır.
Hayra çıkar ise gittiği yollar;
Cennete bir adım daha yaklaşır.
Hafıza-i beşer,
Malul nisyan ile.
Bazen de işler şer,
Yaşar isyan ile.
Ne sözler vermiştin,
Birçoğu hak yoldan çıktı,
Tevhid inancını yıktı,
Bu ne biçim kıskançlıktı!
Sonu azap; karanlıktı.
İsyan etmek var kanında,
Mühim konudan biri; hak,
Allah soracak muhakkak.
Kimler nelere müstahak?
Kullar görecek muhakkak.
Bir kavme karşı varsa kin,
Yahudi-müşrik imansız,
Düşmandır; hem de amansız.
İncitirler canlı-cansız,
Geçinmek çok zor; imkânsız.
Hristiyanlara gelince;
Mekke dönmüştü zindana,
Zulüm vardı Müslümana
Resul başvurdu bir plana,
İlk hicret Habeşistan’a…
Kralı; adalet simgesi,
Resul kıyametten söz edince,
Düşündü sahabe ince ince,
Bir de hükümler koydu kendince…
Olmak istediler gece kâim,
Gündüz vakitlerinde de sâim.
Bilerek yemin edildiyse,
Bağlı kalınmalı, bozulmaz.
O iş, dinin menettiğiyse,
Yemini bozmak kaçınılmaz.
Yeminde nelerdir kefaret?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!