Nikahta çok önemli bir mesele; mehir,
Vakti; hemen veya edilebilir tehir.
Erkek evlenirken verir para ya da mal,
Edilmemeli bu ilahi emir ihmal.
Ne işi olur ki şirkle,
Fakat anlaştı müşrikle.
Secde ettiler putuna,
İnandılar tağutuna.
Bu kaçıncı ihanet?
İman ne büyük nimetmiş,
Bilinir hesap gününde.
Kim, nerede, neler etmiş?
Hepsi görünür önünde.
İnkâr eden görür azap,
Sefihin vekili veli ya da vasî,
Olmamalı Allah’ın emrine âsi.
Onları yedirip içirip giydirsin,
Bakımını güzel şekilde üstlensin.
Yetim, ergenlik çağına gelincesi,
İki konuya dikkat çeker bu ayet:
Biri emanet, diğeri de adalet.
Emanet, ehil olana verilmeli,
Herkese adaletle hükmedilmeli.
Emanete hıyanet münafık alâmeti,
Ehline verilmez ise bekle kıyameti.
Âdilce hüküm vermek herkesin değil harcı,
Zalim mazlum olur; bulur eşraftan aracı.
Düşün! Ne için yaratıldın?
Kulluğun et! İcraat gerek.
Akıl-fikirle donatıldın,
Rabbimize itaat gerek.
En son Peygamber sıfatıyla,
Takar iman maskesini,
İnanırım der münafık.
Duymaz Hakk’ın sesini,
Sözüyle düşmez muvafık.
Bir Yahudi’yle tartışmış,
Başına gelince felaket,
Anında hazırdır mazeret:
“Yalnız iyilik amacımız,
Ant içeriz, yok yalanımız.”
Tipik münafık zihniyeti,
Ashabın arasında da bazı,
Vuku bulmuş ufak-tefek sorun.
Resulle aşmışlar bu açmazı,
Hükmüne kıvırmamalı burun.
Tartışan davalık iki hasım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!